Ak Parti iktidarlarının bu ülkeye en büyük zararlarından/hasarlarından birisi de, tüm İslami cemaat, tarikat ve toplulukları politize etmiş olmasıdır. Politik alanın kirliliklerine dahil edilmesidir.
Gerçi muhtemelen şöyle diyeceksiniz; o sözkonusu ettiğiniz kesimler de zaten buna hevesli ve iştahlıydılar. Eyvallah bu da doğru… Ancak şunu kabul etmek lazım ki, ‘Müslüman milliyetçiliği’ bu karşılıklı ilişkiyi besledi ve geliştirdi. Yani, muhafazakar partilerin doğal oy tabanı olan bu mahalle mukimleri ilk defa ‘din, diyanet’ ortak paydasında daha güçlü bir yakınlaşma temin ettiler ve bu alan üzerinde ‘milliyetçi’ bir duygudaşlık üretildi. Hatta bir tık ileriye götürülerek iktidar ortakları kılındı. Adeta şu ima ediliyordu; iktidara destek nispetinde iktidar alanlarından yararlanma imkânı!.. Uzatılan mamalara ağızlarını uzatan bu sözkonusu örgütler bir daha ağızlarını çekemediler ve haliyle kamu haramlarını işlemekle iyice kirlendiler ve neticede gözümüzün önündeki tablo oluştu. Elbette bunun birinci faili Ak Parti iktidarlarıdır. Çünkü millet iktidarı bu şartla kendilerine emanet etmemişti. Bu anlamda emanete ihanet ettiler.
‘Ne istediler de vermedik’ mantığı bu kesimleri daha çok harama bulaştırdı. Malum, en ağır haram kamu haklarıyla ilgili olanlardır. Ne yazık ki, bahse konu kesimlerin hemen hepsi bu haramlara bulaştılar. ‘Helal-haram’ hesabı yapmadılar. Adeta, ‘devlet malı deniz, yemeyen do….’ mantığıyla iş yaptılar. Netice ne oldu? Bugün mahallenin şikâyetçi olduğu toplumsal tablo ortaya çıktı; dindarlara sempati besleyenler uzaklaştılar ve hatta nefret duymaya başladılar. Gözlerinin önünde cereyan eden bu kirli ilişki tablosuna vakıf olan mahallenin gençleri deizme, agnostisizme ve ateizme demir attılar. Ne yazık ki, bundan şikayetleşen büyükleri ise, müsebbibi oldukları bu tablo ile ilgili olarak bir iç muhasebe yapma cesareti bile gösteremediler.
Dışarıdan onlara hakkı ve adaleti hatırlatacak mevkide olanların (Maide:63) kendileri de bu harama bulaştıkları veya bir şekliyle bu zulme alet oldukları için onların da sesi çıkmaz oldu. Ve böylece günün sonunda muhasebe defteri büyük bir ziyanla kapandı. Geçmiş olsun.
Topluma entegre edilemeyen Suriyeli mültecilerin de bu alana dahil olmasıyla birlikte işler daha çok sarpa saracak. Netice olarak, bu sürecin nereye varacağını tahmin etmek de güçleşti. Buna rağmen güçlü bir gelecek öngörümü de paylaşmış olayım; IŞİD, El-Kaide gibi radikal örgütler bu iklimlerden beslenir, neşvünema bulur. Önümüzdeki günlerde -Allah muhafaza- bu durumun yol açacağı tahribatı yaşayacağız gibi geliyor. Bu işin kanuniyetinde böyle bir fıtrat var; ‘Ne kadar çok politizasyon, o kadar polarizasyon!..
Hak etmiyor olsak da sonsuz Rahmetin Sahibi Allah, bu topluma acısın ve merhamet etsin!..