YANILMAZLIK ALLAH’A AİTTİR

by Fahrettin Dağlı

Herhalde son zamanlarda en çok okuduğum veya dinlediğim cümle; ‘Ama eskiden böyle düşünmüyordu; daha farklı şeyler söylüyordu; daha önce şuna taraftardı, şimdi bunlara…’ gibi. Eskiden sol kesimin solculuktan kapitale terfi edenlere yakıştırdıkları lakap cümlelerdi; ‘dönek, Oportünist, Lümpen v.b.’

Şimdi gelelim mevzunun hakikat boyutuna; Evet, yeryüzündeki her şey, her varlık bir değişim vetiresi yaşadığına göre insanlarda bu değişim yasasına tabidir. Elbette düşünce ve fikirlerde değişimler olacak ve bu tabii bir gelişmedir. Olumlu olduğu gibi olumsuza da inkılap edebilir.

Kişi, belli bir yaşa kadar ailenin, çevrenin etkisi altında bir çocukluk dönemi yaşar. Buraya kadar edilgen bir hayat yaşar. Ne zaman ki, aile ve çevrenin etkisinden uzaklaşıp hür vicdanıyla bireysel hayatını inşa etmeye başladığı zaman bu değişimi yaşar. Ve yaşadığı müddetçe de bu değişim vetiresi devam eder. Burada ancak şunu konuşabiliriz; bu değişimin yönü nereye? Hakka yöneleceği gibi batıla da sapabilir. İki halde insanın karşılaştığı/karşılaşacağı kadim tercih karşısındaki beyanıdır / kabulüdür.

Dolayısıyla insanın değişimi kadar tabii bir şey yok. Eğer, herhangi bir değişim yaşamıyorsa, statik/durağan bir ömür sürüyorsa orada bir problem aramak lazım. Membasından çıkan suyun mecrasını bulup uygun istikamete yönelip akıp gitmesi ve sonunda varması gerekli menzile ulaşması gibi…

Onun için derim ki, insanları, sırf zaman içerisindeki düşünce ve fikirlerindeki değişim ve onun tezahürü olan tercihlerindeki farklılaşmadan dolayı yargılamayalım. Fikir ve düşüncesinde bir tutarlılık ve samimiyet görüyorsak, katılsak da katılmasak da ona saygı duyarız. Fikir ve düşüncelerini müzakere edebiliriz, ancak bundan dolayı kınayamayız.

Malumdur ki, insanın hayatı bir arama mücadelesidir. Hep bir üste inkilap etmek için mücadeledir. Kemale erişme gayretidir. Neticede ‘bulanlar arayanlardır.’ İlim, şüpheden hareketle hakikate erişmedir. Dolayısıyla bulunduğumuz pozisyonu, konumu hep ölçmek, tartmak durumundayız; ‘acaba doğru bir yerde mi, yoksa yanlış bir yerde mi bulunuyorum? Bu ölçü ve tartıyı yapabilmek için de pergelin ucunu koyacağımız merkezi/noktayı iyi tayin etmemiz gerekiyor. Mevlanın misali ondan sonra pergelin diğer ucunu dolaştırın tüm düşünce ve fikir atlasının üzerinde; devşirin hakikatin bilgilerini. Azla yetinmeyin, daha çok; daha çok arayın ve isteyin; canabi zengin olan Rabbinizden. O insanın arama ve dileme mücadelesine nasıl da güzel bir ölçü koymuş; ‘iki günü bir olan ziyandadır.’

Değişim tabidir; yanılmazlık sadece Allah’a mahsustur, insan eksik ve yanılan bir varlıktır. Onun için de sık sık pusuluyı, istikameti yoklamak lazım. Statik/durağan bir hayat değil; daima hareketlik ve değişimi (kemali) hedefleyen bur hayat!..

 

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept