AİLE YAPISINI TEHDİT EDEN TEMEL SORUN NE?

by Fahrettin Dağlı
Sosyal medyaya bakıyorum pek çok arkadaş, CB Kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesinden ayrılmış olmayı büyük bir sevinç ve mutlulukla karşılıyor ve alkışlıyorlar. Yüz yüze sorma imkanım olmuş olsaydı herkese şunları sorardım;
1.İstanbul sözleşmesini baştan sona okudunuz mu, yoksa sadece başkalarının değerlendirmeleri üzerinden mi fikir sahibi oldunuz?
2.Okuduysanız hangi maddelerine karşısınız ve gerekçeleriniz nelerdir?
3.Eğer aile yapısıyla ilgili ciddi yanlış ve tehlikeler varit ise, o gün onu meclisin onayına sunan ve oylamada olumlu oy veren başta dönemin başbakanı olmak üzere hiçbir vekilin dikkatini çekmemiş miydi? Hiçbirinin İslami hassasiyeti sözkonusu olmamış mıydı?
4.Sözleşmede itiraz edilen maddelerin çoğunun milli yasalara da işlendiğini biliyor musunuz?
5.Bugüne kader iktidar partisinin yan kuruluşu gibi duran kadınlarla ilgili örgüt olan KADEM bu sözleşmenin arkasında değil miydi? İktidar cenahından bu dernek yöneticilerinin lehte beyanlarına ciddi bir itiraz gelmiş miydi?
6.Peki, niçin bugün? Hadi karineler üzerinde bu soruyu ben cevaplandırmış olayım; İktidar için önümüzdeki seçim çok önemli. Safları güçlendirmesi ve onun için de muhafazakar kesimin tek blok olması gerekiyor. Özellikle de SP’nin bloğa dahil edilmesi vacip hale gelmiş durumda. Dahil etmese bile partiyi bölerek saflarına çekmek. Zaten CB Erdoğan ve O. Asiltürk görüşmesi sonrasında da bu husus deklere ve teyit edildi.
7. İktidarın samimiyetini sorgulamak mümkün mü?
El-cevap: Tabii ki mümkün!.
Peki, Nasıl?
Birincisi, toplumu ve dolayısıyla onun üniteleri olan ailenin yapısını, neslin geleceğini korumak gibi bir niyetiniz varsa öncelikle elinizdeki imkanlarınızı kullanacaksınız.
İktidarların aile ve dolayısıyla toplumu güçlü tutmak adına yapabilecekleri nelerdir?
-Birincisi, yönettiği toplumun güven ve adaletini sağlamak;
-İkincisi, yönettiği toplumu haramlardan korumak. Her türlü yolsuzluğu, rüşveti, kayırmayı önlemek ve milli gelirin adil bir şekilde bölüşümünü temin etmek. Kul haklarının birbirine geçmemesi için en üst düzeyde hassasiyet göstermek.
-Üçüncüsü, kişi hak, hukuk ve hürriyetini garanti altına almak.
-Dördüncüsü, neşriyatın olumsuz etkilerini bertaraf edecek politikalar geliştirmek. Şimdi bu madde de bir parantez açalım; Müge Anlı ve benzeri onlarca magazin ve eğlence programının iktidar destekli medyada gösterimde olmasını neyle izah ve tevil edeceksiniz? Her gün her türlü mahremiyeti ayaklar altına alan bu medya kuruluşlarının yayınları konusunda bugüne kadar hükümetin olumsuz bir beyanına şahit oldunuz mu? Veya şöyle soralım; İstanbul sözleşmesine duyulan tepkinin binde biri bu yayınlar için sözkonusu oldu mu? Toplumun pek çoğunun İstanbul Sözleşmesi’nden haberi bile yok. Ancak her halde büyük çoğunluk akşamları oturup ailece bu programları seyrediyorlar. İstanbul sözleşmesinden ayrılma bu yayınların aile üzerindeki olumsuz etkilerini durduracak mı? Bunun hasıl ettiği tahribat karşısında tepki vermeyen iktidar mensuplarının aile ile ilgili ciddi endişelerinin olabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Beşincisi, toplumsal barış ve dayanışmayı temin etmek. İnsanların olumsuzluklar karşısında barış içerisinde bir araya gelerek, dayanışarak toplu tepki vermelerinin güvenini aşılamak. Yani, olumsuzluklar karşısında diri bir toplumu inşa etmek.
Şimdi gelelim asıl soruya; Bugün aile yapısı ile ilgili ciddi travmaların, sıkıntıların sebebi İstanbul Sözleşmesi mi, yoksa daha derin sebepler mi?
Eğer derinlerdeki bu sebepler konusunda bir canlılık emaresi, bir sorgulama yapmayacak olursak herhalde önümüzdeki zamanlarda daha ciddi olumsuz tablolarla karşı karşıya geleceğiz.
Elbette bir toplumun gücü, ailenin sağlam ve sağlıklı olmasına bağlıdır. Ezberleri bozarak yukarıda maddeler halinde sıraladığım hususlarda hüküm sahiplerine hakkı ve adaleti hatırlatacak topluluklardan mahrumsa bir toplum, -Allah muhafaza- o toplumun güneşi batıyor demektir. Yasalar önemlidir ancak kültürel dokunun daha önemli olduğu kanaatindeyim. Onun için de yine Cenab-ı Allah’ın şu muhteşem uyarısı ile noktalamış olayım;
“Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felâhı bulanlar bunlar olacaklardır” (Al-i İmran:104)

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept