BİZE GELEN HABERLERİ TETKİK/TAHKİK EDEBİLİYOR MUYUZ?

by Fahrettin Dağlı
Müslümanlık iddiasında olan bizlerin, iddialarımızdaki samimiyetin ispatı sözden ziyade fiili/eylemsel halimizdir. Onun için “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” denilmiştir.
Çoğumuz sosyal medya paylaşımlarımızda Müslümanlık adına mangalda kül bırakmıyoruz. Sevdiklerimizi Müslümanlık aşkına alkışlıyoruz; sevmediklerimizi de yine Müslümanlık aşkına tükaka ediyoruz. Bazen o raddeye vardırıyoruz ki, ne kişinin dini, imanı; ne de şahsiyeti kalıyor; hepsini toptan karalıyoruz. Hem de ne uğruna? Günlük politik çekişmeler adına. Öyle ki, ideolojik taraftarımız olan adi, alçak birisini göklere çıkartırken; karşı taraftan olan şahsiyetli ve erdemli birisini de yerin dibine batırabiliyoruz.
Kur’anın çok bilinen ayetidir, Hucurat Suresinin 6. Ayeti. Nasıl uyarıyor Allah:
“Ey iman edenler, yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”
Bu ayet burada dururken ne oluyor da hiç düşünmeden, tahkik etmeden size gelen bir bilgi/haberi paylaşıp bir insan gurubuna/topluluğuna kötülük edip zan altında bırakırsınız?
Allah, bize gelen haberi, kaynağından başlayarak bize ulaştığı safhaları da tek tek dikkate alarak süzgeçten geçirmemizi emir buyuruyor. Dikkat edin lütfen, tavsiye değil emir!..
Lütfen hiç birimiz ben buna çok dikkat ediyorum gibi büyük bir iddiada bulunmasın. Bu platformlarda nice insanlar gördüm; büyük büyük laflar edip basit gerçekliklerde boğulanları…
Üstelik bir de politik gücün oluşturduğu ajandaya kendilerini mahkum görenler… Politik baskın karakter kimi şeytanlaştırmışsa onlar şeytan; kimleri yüceltmişse olanlar melaike… Öyle ya, devlet kutsaldır; onu temsil edenler de kutsaldır(!). Yani, kutsala eş (şirk) oluşturduk. Devletimizin yüce şahsiyetlerinin (!) beyanlarına inanmayıp sıradan insanlara mı itimat edelim?(!) İşte bu kabul Hucurat suresinin 6. Ayetini askıya alıyor; hâşâ onu hükümsüz kılıyor. Aslında tersinden bakmak belki daha doğru bir yöntemdir. En çok ve en büyük yalanlar politik alanda üretiliyor; kurgulanıyor. Diğer haber kaynaklarından gelen haberleri bir defa tetkik ve tahkik edeceksek; politik kaynaklardan gelenleri on defa süzgeçten geçirmek icap eder.
Ne yazık ki sosyal medya platformlarında en çok da Müslümanlık aşkıyla önüne gelen ve siyasi/dini kanaatlerini paylaşmadığı insanlarla ilgili yalan, düzmece veya kurgu haber ve görselleri çok rahatlıkla paylaşabiliyorlar. Uyardığınızda da yine fütursuzca, “bu haber veya görüntü yalan veya kurgu olabilir ama gerçekte de zaten onlar öyledir/böyledir” deyip yaptığını düzeltmek/tashih etmek yerine savunabiliyorlar. Yani, anlayacağınız sırf siyasi taraftarlık uğruna gerçeği tersyüz etmekte bir beis görmüyorlar. Ama Müslümanlığı da kimseye bırakmıyorlar…
Bu tür insanlara şunu ifade etmekten usandım artık; “İman, metre ile ölçülebilir bir şey değil. Sadece kişilerin amellerine/eylemlerine bakarak (sözlerine değil) bir kanaat sahibi olunabilir. O bile kesin değildir. Sadece bir kanaattir. Onun için sırf politik saiklarla kimseyi tekfir etmeye/İslami anlamda kötülemeye, zem etmeye hakkımız yoktur. Öyle ki, sözlerine, bir takım gösterişsel eylemlerine (şov) bakarak Müslüman diye bildiklerimizin aslında oralı olmadıklarını veya tam aksi yine politik tercih ve söylemlerine bakarak tekfir ettiklerimizin aslında birincisine göre daha müspet bir yerde durduğunu bilemeyebiliriz. Onun için de kişiden ziyade eylemi/ameli olumlayabilir veya olumsuzlayabiliriz.
Eğer gerçekten dinimizde samimiyet üzereysek, dini değerleri günlük politik çıkar ve çatışmalara kurban etmeyelim. Hiçbir gurup, hizip, parti, topluluk hakikatin üstünde değildir ve onlara feda edilemez. Onlar fanidir, hakikat bakidir.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept