Kaç gündür kamuoyu 125 milyar doları konuşuyor. Sürecin şeffaf yürümediğini, piyasaya arz edilen doların kimler tarafından satın alındığının gizlendiği ve dolayısıyla bir takım kişi ve kurumlara haksız kazanç sağlandığı yönünde ciddi emarelerin bulunduğu iddia edilmektedir.
İktidar yetkilileri bu iddialara karşı duyurucu bir açıklama yapmak yerine CHP’nin bunu bir kampanyaya dönüştürmesinin önüne geçmek ve il-ilçe teşkilatlarına asılan pankartları indirmekle meşgul. Bu da mevzubahis konu ile ilgili şaibeyi daha da artırmaktadır. Dolayısıyla vatandaş da konunun yetkililer marifetiyle vuzuha kavuşturulmasını talep etmektedir. Hatta iktidar partisinin kendi seçmen kitlesinden bile kafa karışıklığı var. Çünkü sözkonusu para şöyle böyle değil, önemli bir meblağ. İktidarın sessizliği ve konuşanların mevzu ile ilgili açıklamalarındaki çelişkili beyanlar konu üzerindeki şüphe ve tereddütleri daha da artırmaktadır.
Bu ülkede tüm zamanlarda yolsuzluklar, suiistimaller olmuştur. Ancak şöyle bir fark var; Geçmiş dönemlerde, bugüne kıyasla nispeten daha özgür yayın yapan medya aracılığıyla bu tür yolsuz ve usulsüz iş ve işlemler gündeme getirilip hesap soruluyordu ve konu mahkemelere intikal edebiliyordu. Bugün ne öyle bir medya ve ne de öyle bir hukuk düzeni var. Dolayısıyla gerçeğin ortaya çıkması, faillerinden hesap sorulması gittikçe güçleşmektedir. Bu da ülkedeki çürümeyi, yozlaşmayı artırmaktadır. Bunun ekonomik sonuçlarından daha çok sosyal hayat ve değer dünyamız üzerinde nasıl olumsuz etki ve sonuçlar bırakacağını düşünmek bile istemiyor insan. Ki neticelerin önemli bir kısmı zaten tahakkuk etmiş durumda. Tefekkür dünyanız size pencereler açıyorsa orada toplumun hali pür melaninin nasıl olduğunu görebiliyorsunuz.
Bir süre önce BM verilerine göre milli gelir dağılımı bakımında makas farkının en büyük olduğu ülke sıralamasında 119 ülke arasında Türkiye’nin 7.sırada yer aldığını paylaşmıştım. Bunun anlamının da şu olduğunu ifade etmiştik; ülkedeki %1’lik bir kesim milli hâsılanın yaklaşık %25’ine sahip.
Bu mutlu %1’lik azınlığın bu düzenin böyle sürmesini arzu etmelerini anlıyorum. Ancak bu düzenden hiçbir çıkarları olmayan insanlara ne demeli? Bir defa ortada haksız, hukuksuz edinilmiş bir haram kazanç var. Başkalarının haklarından gasp edilmiş haram iktisaplar var.
Haliyle soruyoruz;
Niçin günahı ve haramı savunuyorsunuz?
Herkesten önce sizin çıkıp ilgilileri hesaba çağırmanız gerekmez mi?
Neden zulme ortak oluyorsunuz?
Küçük bir zümrenin güç ve iktidarı için neden hem dünyanızı ve hem de ahiretinizi berbat ediyorsunuz?
Mesele bir AKP-CHP meselesi değil, bir ülke meselesidir. CHP’nin geçmişinden emsaller vererek kendinizi temize çıkaramazsınız. “Tencere dibin kara seninki benden kara” deyip meseleyi kapatamazsınız. Faillerin kimliği çok mu önemli? Hukuksuz fiilin sahibi kim olursa olsun hesap sormayacak mıyız?
Layusel olarak mı kabul edeceğiz?
Mevcut iktidar mensuplarına kalbi yakınlık duyanların daha çok hesap sormaları gerekmez mi?
Malum Hz. Peygamber, arkadaşlarına, “mazluma da, zalime de yardım edin” tavsiyesinde bulunduğunda, orada bulunanlar, “Ey Allah’ın Resulü, mazlumu anladık da zalime nasıl yardımcı olacağız?” diye sordular. Hz. Peygamber de karşılık olarak, “Onların da zulümlerinin önüne geçmekle yardımcı olabilirsiniz.” diye ifade buyurmuşlardı.
İşte bu hakikatten hareketle CHP ile laf yarıştırmak yerine iktidar aktörlerine dönüp, “gelin, şu günlerdir kamuoyunu meşgul eden bu 125 milyarın akıbetini belgelerle kamuoyuna açıklayın; Bu şaibeyi ortadan kaldırın” diye çağrıda bulunmaları gerekmez mi?
Ruhi, bedeni ve mali arınmanın hedeflendiği şu mübarek ramazan günlerinde böyle hayırlı bir amelde bulunmanın ne anlama geldiğini izah etmeye gerek var mı?
Bu arınma olmadan hayır, iyi ve güzel adına bir gelişme beklemek mümkün mü?
Herkes şu hususun üzerinde bir daha düşünsün lütfen; Hiçbir fani kişi ve kurum vazgeçilmez değildir. Hepsi bir gün ölecek ve belki isimleri, cisimleri unutulacak. Tarihin bakiyesine kayıt edilecekler.
Asıl olan ise, yaşadığımız hayat kesitini anlamlı kılmaktır, dürüst ve erdemli bir hayat yaşamaktır.
Kula kulluğu ret etmektir.
Hakikatin sahibine bakmadan ona sahiplenmektir.
Mazlumun ve zalimin kimliğine bakmadan zalimin karşısında mazlumun yanında olmaktır.
İsimleri tarihe altın harflerle işlenmiş toplum önderlerinin karakteristiğidir bunlar!.