Eğer toplumunuzun, ülkenizin bekasını düşünüyorsanız, güven ve barış içinde birlik ve beraberlik içerisinde yaşamak istiyorsanız; bu konuda ciddi kaygılarınız varsa,
Birey olarak öncelikle kendinizi şu muhasebe sorularıyla muhatap kılıp cevaplarını vermelisiniz;
-Adil olduğunuza inanıyor musunuz?
-Bizi yönetenlerin adil olup olmadığına şahitlik eder misiniz? Hakkı, hukuku gözetiyorlar mı? Bu konuda bir şahitliğiniz var mı?
-Bir nizalaşma sözkonusu olduğunda, şahitliğinize ihtiyaç duyulduğunda, adil şehitlik yapabiliyor musunuz? Eşinizin, çocuklarınızın, yakınlarınızın, dostlarınızın aleyhine; sevmediklerinizin / hazzetmediklerinizin, hatta düşman bildiklerinizin lehine de olsa hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeyerek adil şahitlikte bulunuyor musunuz?
-‘Zalimin ve mazlumun kimliği sorulmaz’ düsturu gereği hiç tereddüt etmeden, zalimin ve mazlumun kimliğine (dinine, ırkına, rengine; zengin veya fakır olduğuna; zayıf veya güçlü olduğuna; soylu veya alt tabakadan olup olmadığına) bakmadan mazlumun yanında, zalimin karşısında bulunuyor musunuz?
-Kişi hak ve hukukları sözkonusu olduğunda dili, dini, rengi ne olursa olsun herkesin hak ve hukuklarını en az kendinizinki kadar muteber görüyor musunuz?
-Evinize helal lokma götürme konusunda bir hassasiyete sahip misiniz?
-Kamu malları ile ilgili tasarruflarda ‘kendi mumunuz; devletin mumu’ ayırımını yapabilme hassasiyetine sahip misiniz?
-Rüşvetle, kayırmayla iş görmeme konusunda bir dikkat, itina ve hassasiyetiniz var mı? Çocuklarınızın, yakınlarınızın, dostlarınızın işe yerleştirilmesinde tavassutta bulunuyor musunuz? Kendi yakınlarınızı hak edenin önüne geçirmek konusunda girişimlerde bulunuyor musunuz?
-Kul haklarına girip, girmediğinizin hassasiyetini taşıyor musunuz?
-Toplumsal dayanışma adına sivil inisiyatiflerde görev alıp toplumsal refah için rol alıyor musunuz? Yani, bir dayanışma ruhuna sahip misiniz?
-Size emanet verilen nimetlerin şükrünü eda ediyor musunuz? Zekatını veriyor musunuz?
-İyiyi, güzeli, hayırlı olanı önerip, çoğaltmak; kötü, çirkin ve zararlı şeylerden insanları alıkoymak konusunda kendinizi mesul addedip uhdenize düşeni yapıyor musunuz?
-Eğer ilim ehliyseniz, toplumu günahlardan ve haramlardan alıkoymak konusunda uyarı yükümlülüğünüzü yerine getiriyor musunuz?
Bunlara ilave edilebilecek sorularla kendimizi muhatap kılıp vicdan müftümüze de danışarak cevaplar oluşturalım ve buna göre kendimizi çek edelim. Bir sosyal MR çekelim? Bakalım sosyal hayatımızın neresinde cerahatler, tümürler, arazlar var?
Alacağımız sonuçlara göre bir tedavi süreci başlatacağız. Bireysel arınmadan, temizlenmeden; toplumsal arınma ve temizlenmeye; yeniden tövbeleşmeye, helalleşmeye!.. “Bir toplum nefsinde olanı değiştirmedikçe Allah onların üzerindeki nimetini değiştirici değil…” (Rad:11)
Bilelim ki, bireysel ve toplumsal felahımız buna bağlı; terazinin hangi kefesinin ağır bastığına bağlı.
Hayat sık sık bu muhasebeyi yapmayı gerektiriyor. Eğer gerçekten Allah’a iman ediyorsak!..