Malum iktidar aktörleri “Merkez Bankası Politika Faizi” oranın indirilmesi konusundaki ısrarlarıyla ilgili olarak “Ortada Nas varken, nasıl ‘Nass’a muhalefet edebiliriz?” diye bir savunma yaptılar.
Bu savunmayı ciddiye alan, itimat eden kaç kişi oldu bilemiyorum ama en azından iktidar cenahından ciddi bir eleştiri de gelmedi. Haliyle toplum açısından bu durum endişe verici.
Elbette Allah ribayı/faizi yasaklıyor. Neyin riba/faiz kapsamına girip girmeyeceği hususuna girecek değilim. Ancak her iddia ile ilgili olarak bir samimiyet sorgulaması yapmamız gerekmez mi? Aksi taktirde sarf edilen her söze inanmamız beklenmez mi? Halbuki eleştirel akıl, sözü alır teraziye götürür; onu tartar, biçer ve ondan sonra da kanaatini, görüşünü oluşturup izhar eder. İman, tahkiki bir yaklaşımı gerektirdiği gibi aynı şekilde hayatın diğer meseleleri ile ilgili olarak bize ulaşan bilgiyi tahkik etmemiz Nass’ın emri değil mi?
Allah’ın varlığı, tekliği ve Hz. Peygamberin O’nun elçisi ve Resulü olduğu gerçeğinin dışında her şeye ihtiyatla yaklaşıp ve mutlaka akıl, vicdan süzgecinden geçirerek, hikmet mayasıyla yoğurarak ona göre bir hükme varmalı. Bu, eleştirel aklın gereğidir.
Ancak ne yazık ki, en çok akla vurgu yapan bir dinin mensupları akla en az müracaat eden bir toplum haline gelmiş. Büyükleri, önderleri, liderleri, şeyhleri, imamları ne derse onu doğru kabul etmeye teşne milyonlar. Yıllar önce bir tarikat mensubunun akle ve nakle mugayir ifadelerinin bulunduğu bir youtube kaydını yine o tarikata mensup ancak diğerlerine göre nispeten eleştirel bir akla sahip bir arkadaşıma gönderdim ve görüşünü sordum. Bana cevabı; “Abi yadırgamakta haklısınız. Ancak o topluluğun içine girmeden onu anlamanız mümkün değil…”
Bu cevap karşısında gerçekten donup kaldım. Tamam, diğer vasat insanları anlıyorum da iyi bir fakülteden mezun ve gerçekten iyi bir muhakemeye sahip olduğuna kanaat getirdiğim bu arkadaş nasıl böyle düşünebilir diye hayıflandım. Ancak hayıflanacak bir durum yokmuş. Aslında arkadaş doğru söylemiş. Yani, mealen diyor ki, “Dergâhın kapısından girdiğinizde aklınızı askıya bırakıp içeri gireceksiniz. O zaman onlarla aynılaşıp mürit olursunuz”
Şimdi zannedilmesin bu geleneğin/kültürün sadece tarikatlarla sınırlı olduğunu… Hemen hemen tüm cemaat, topluluk ve hatta partilerde cari bir gelenek.
Parti lideri ne diyorsa muhakeme etmeden kabule hazır milyonlar var. Söylemin, görüşün yanlış olduğunu/olabileceğini dile getirsen de karşınızda emre amade zabıt kişi(ler) her türlü akıl dışı tevile müracaat ederek liderinin ifadesini, yaptığını olumlama adına her türlü çabayı girişmektedir.
Yine yıllar önce bir siyasi liderin beyanlarıyla ilgili gördüğüm fahiş bir yanlışı yine onun taraftarlarından birisine sordum. Karşılığında binbir dereden mazeret getirerek tevil etmeye çalıştı. Aradan yıllar geçti; lideri ile yolları ayrıldı. Yine bir gün sordum; dünü hatırlıyor musunuz?” diye. Cevabı şu oldu; “O gün Mecnunduk gözlerimiz Leyla’dan başkasını görmüyordu.” Evet, bu önemli bir itiraftı. Nedense sevdiklerimize, aşık olduklarımıza o kadar çok bağlanıyoruz ki, gözümüz ve kulağımız hakikate karşı köreliyor. Ve onun karşısında olan herkese de rahat düşman kesilip hakikat hilafına her şeyi söyleyebiliyoruz. Onun için de Hz. Peygamber, müminleri aşırı sevgi ve nefret konusunda uyarıyor. Adaletten uzaklaştırıcı bir mahiyeti olduğunu ifade buyuruyor.
Gelelim yine riba/faiz konusuna. Niye yine bu konuya döndüm? Çünkü meşhur suç liderinin itirafları ve ardından patlayan onca yolsuzluk söylentileri ve yakın zamanda Kıbrıs’ta öldürülen karanlık kişinin arkasından konuşulanlar bir daha bu mevzuyla ilgili beni yazmaya icbar etti.
Bu ülkede hakka ve adalete muhalif her gün onlarca cinayet işleniyor; iktidar inceleme ve soruşturmaya bile gerek duymuyor. Basit bir MB politika faizi konusunda “Nassı” dillerine dolayanlar için bir samimiyet sınavı. Buyurun sınav konularına;
Allah, Nassıyla hakkı ve adaleti emretmiyor mu?
Allah, Nassıyla kul haklarına girmeyi haram saymıyor mu?
Allah, Nassıyla kişi hak ve hukuklarının ne demek olduğunu; hürriyet sahibi olmanın mükellefiyet sebebi olduğunu bildirmiyor mu?
Allah, Nassıyla kişilere eziyet/işkence yapmayı haram saymıyor mu?
Allah, Nassıyla beyt’ül malden (kamu bütçesinden) çalmayı, çırpmayı yasaklamıyor mu?
Allah, Nassıyla her türlü narkotik maddenin ticaretini, kullanımını
yasaklamıyor mu?
Allah, Nassıyla her türlü, yalanı, hileyi, düzenbazlığı, kumpası yasaklamıyor mu?
Allah, Nassıyla dininin şahsi ve zümrevi ikballer uğruna kullanılmasını yasaklamıyor mu?
Allah, Nassıyla ehliyet ve liyakati gözetmeyi emretmiyor mu?
Allah, Nassıyla insanlar arasında ayırım yapmamayı, adaletle muamelede bulunup; herkesi eşit muhatap almayı emretmiyor mu?
Allah aşkına daha uzatayım mı? Almışsınız bir MB politika faizini ve oradan da dinin ‘Nassını’ sözkonusu ederek oradan da bir ekmek çıkartmaya çalışıyorsunuz.
Ekonominin diğer tüm döngüsü faiz üzerinden dönerken sadece MB politika faizine takılmanızın akli ve nakli bir açıklaması var mı?
Diğer ülkelerle swap anlaşmaları yapıyorsunuz. Orada faiz işlemiyor mu?
İç borçlanma yapıyorsunuz, orada faiz işlemiyor mu?
Kamuya ait olanlar da dahil olmak üzere bankalar faizle işlem yapmıyorlar mı?
Vatandaş’tan vaktinde tahsil edemediğiniz kamu alacaklarının tahsilinde faiz uygulamıyor musunuz?
Neyse, bunu da uzatmak mümkün. Öyle bir şey iddia ediyorsunuz ki, sanki her şey çok mükemmel, “ehh bir de şu politika faizini de kaldırırsak her şey güllük gülistanlık olacak.” modunda duruyorsunuz. Aslında kendiniz de söylediğinize inanmıyorsunuz ama böyle mazeret bildirmek işinize geliyor.
Kendinizi de vatandaşı da aldatıyorsunuz?
Allah, Nassıyla aldatmayı, yalan söylemeyi haram saymıyor mu?