Hekimler Huzursuz ve Kaygılı

by Fahrettin Dağlı

Daha önce yazdım. Dün ve bugün hekimlerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar üzerine bir daha yazıyorum.

Eski bir sağlık denetçisi ve yöneticisi olduğumu bu vesilelerle tekrarlıyorum. Buradaki maksadım kendime bir pay çıkartmak değil; sadece az çok sektörle ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olduğumu ve bu nedenle sözkonusu problemle ilgili söz hakkımın olabileceğini ifade etmek için…

Evet dünden bu tarafa hekimler sosyal medya üzerinden üzüntü, endişe ve protestolarını dile getiriyorlar. Türkiye’nin anti demokratik şartları nedeniyle söylemek istedikleri çoğu hususu da kuş diliyle dile getiriyorlar. Whatsapp guruplarında yaptıkları paylaşımlarla, kendileriyle ilgili kariyer planlaması yapmaya başladıklarını ifade ediyorlar. Büyük çoğunluk Türkiye’de çalışma şartlarının gittikçe ağırlaştığını; gelecekleri hususunda bir belirsizlik ve güvensizlik olduğunu ifade ederek yurt dışında umut arayışı içerisine girdiklerini gözlemledim.

Bu söyleyeceğim mübalağa değil, sadece bir hakikati açık bir şekilde ifade edip, uyarmaktır; Muhtemel bir tehlikeyi haber veriyorum; Önümüzdeki günlerde yoğun hekim istifası ve yurt dışına gitme furyası başlayabilir. Zaten iki-üç senedir yoğun bir çıkış var. Gidenler bir bakıma gelecek olanları bilgilendiriyorlar, rehberlik yapıyorlar. Hazır yetişmiş iş gücünü kim almak istemezki? Hele hele ülkenin şöhretli tıp fakültelerinden mezun ve yabancı dilleri olan genç hekimler için dışarının kapıları ardına kadar açık. Bazı Avrupa ülkelerinde bizdeki gibi TUS sınavı bile yok. Hekim hangi branşta ihtisas yapmak istiyorsa orada başlatıyorlar ve aynı zamanda buradaki gibi ücretlerini de alıyorlar. Çalışma/iş güvenliği var; gelecek kaygısı yok; mobbing yok; şiddet yok; fazla çalıştırma/uzun mesai yok…

Yanlış anlaşılmasın; hekimlerin yurt dışına çıkma sebebi sadece ücretlerin düşüklüğü de değil. En büyük sorun geleceğe dair belirsizlik ve kötü çalışma koşulları v.s.

Hiç kimse milliyetçilik hamaseti yapmasın. Kimsenin keyfi için bu gençler, gençliklerini yakacak değiller. Nerede kıymet/değer görürlerse oraya giderler. Eskiden beridir gençler yurt dışında eğitim yapmak ve iş sahibi olmayı arzu ediyorlardı ama şimdi kitlesel bir gidiş var. Bunun önünü alamazsak önümüzdeki günler bizim için çok çetin günler olacak.

“Giderlerse gitsinler; biz de yeni mezunlarla bu işi götürürüz” demek meseleyi çok hafife almaktır; umursamamaktır. Parası olanın profesyonel sağlık hizmeti aldığı; diğerlerinin ise yeni mezunlara kaldığı bir hizmet sunumu… Tabloyu düşünebiliyor musunuz? Düşüncesi bile insanın içini acıtıyor.

Dünyanın en genç ve yetişmiş iş gücüne sahip olacaksanız ve -affedersiniz- onu da hovardaca harcayacaksınız. İnsanın yüreği sızlar. Kendi ellerimizle, emeklerimizle yetiştirdiğimiz evlatlarımızı yine kendi ellerimizle dışarı memleketlere gönderiyoruz. Allah aşkına bu sizinki nasıl bir insanlık, nasıl bir Müslümanlık ve dahi nasıl bir milliyetçilik?

Bir önemli husus daha. Bu ülke insanın geleceğini ipotek altına alacak dev şehir hastaneleri inşa edeceksiniz ve orada hekim bulamayacaksınız. Tıpkı, modern adalet sarayları yapıp, adalet dağıtmayıp bu sefer daha çok cezaevi yapmanız gibi… Gerçekten yaptıklarınıza akıl, sır ermiyor. Çünkü ne yazık ki, yapılanlar bir aklın eseri değil.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept