Siz Samimi Olarak Faize Karşı mısınız?

by Fahrettin Dağlı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, II. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’nde, faiz konusunda “Faize dayalı ekonomik sistemle kararlılıkla mücadele etmiş bir kardeşinizim. Her ne surette olursa olsun faizi ve faize dayalı bir ekonomik sistemi meşru göremeyeceğimizi sık sık ifade ettim. Bunun yanında faizin ekonomide üretimde ticarette ve sosyal hayatta yol açtığı sorunlara sıkıntılara dikkat çektim” ifadelerini kullandı.

Normal şartlarda CB Erdoğan’ın bu beyanları sadece dindarların değil, makul düşünen tüm insanların onaylayabileceği görüşlerdir.

Öyleyse problem nerede?

Bir defa teşhis yanlış ve dolayısıyla tedavi önermeleri de yöntemleri de yanlış.

Ekonomi, maliye ve para politikaları küreselleşen dünyada diğer ülkelerin ekonomik sistemleriyle entegre bir şekilde yürüyor. Ekonomi de bir disiplin olarak belirli kural ve sistemlere tabidir. “Ben faiz ekonomisine karşıyım, bu yüzden faizleri düşüreceğim” demekle ekonomi treninin raylar üzerinde kalarak ilerlemesini sağlayamazsınız. Ekonominin bir arz-talep dengesi vardır. Tren raylar üzerinde giderken yapılacak bir aks değişimi treni raydan çıkarır ve büyük bir felakete sebep olur.

Enflasyon, faiz ilişkisinde hangisinin sebep, hangisinin sonuç olduğu hep bir tartışma konusudur. Saham olmadığı için bu uzmanlık gerektiren tartışmalı mevzuya girmeyeceğim. Bundan daha öncelikli olan yapısal sorunlar ve ekonominin ilişki halinde bulunduğu yönetim disiplinleridir.

Öncelikle maddi ve manevi gelişmenin temel şartının ülkenin cari rejiminin nasıl işlediği olduğunu bilmeliyiz. Devletin hukuk devleti olup olmadığı, serbest piyasa, teşebbüs hürriyeti ve güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığı, üreticinin, yetiştiricinin taltif ve teşvik görüp görmediği, yönetimde ehliyet ve liyakatin gözetilip gözetilmediği, vatandaşa eşit, adil davranıp davranılmadığı, sosyal barışın sağlanıp sağlanmadığı vb. gibi hususlar bunu takip eder. Bunlardaki her pozitif veya negatif değişim tüm maddi ve manevi ümranı etkiler, tetikler.

Eğer gerekli şartları gereği gibi ifa etmeden “ben faize karşıyım, faizi düşüreceğim” derseniz daha önce yaşattığınız büyük depremi tekrar yaşatırsınız, %14 olan politika faizini % 50’lere çıkarmak mecburiyetinde kalırsınız. Sağlıksız bir siyasal ve hukuksal rejiminiz varsa faizleri düşürmekle ekonomik dengeleri oturtamazsınız. Bunu bilmek için iktisatçı olmaya gerek yok. Az çok piyasa işleyişine vakıf olan herkes bu temel ilişkiyi bilir.

Siz gerçekten, samimi olarak faize karşı mısınız?

Bu samimiyetinizi politikalarınızla ispatlarsınız, vatandaşınızı ikna eder, inandırırsınız. Yukarıda saydığım temel enstrümanları yerli yerine kullanmak ve disiplinler arası ahengi temin etmekle ekonominizi motorize edebilir, bütçe dengelerini oluşturabilir, güven iklimini hasıl edebilirsiniz. Bu suretle yerli ve yabancı sermayenin girişini sağlayabilir, üreticiyi teşvik edip üretimi artırabilir, arz-talep dengesini sağlayabilir, böylece enflasyonu kademe kademe aşağı doğru çekebilirsiniz. Buna bağlı olarak da faiz oranları aşağıya doğru seyreder.

Bu sağlıklı sistematiği sürdürülebilir kılarsanız çok kısa bir zamanda faiz oranlarını sıfırlayabilirsiniz. Elbette özlenen ve olması gereken budur. Bunların hiçbirisini yapmayıp “ben faize karşıyım, faizleri düşüreceğim” derseniz birkaç yıl önce yaşadığımız depremi daha şiddetli bir şekilde yaşarız.

Yani CB Erdoğan’ın bu minval üzere söyledikleri tamamen hamasidir ve seçmene selamdır. Ana kronik sorunlardan kaçmaya yarar. Daha kötüsü vatandaşı aldatmak, iradesini fesada uğratmak demektir. Bu da çok büyük bir günahtır.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept