Bu sorunun en kestirme cevabı; Çünkü sizler Allah’a güveniyormuş gibi yapıp, aslında güvenmiyorsunuz.
Belirtisi mi ne?
Söyleyeyim; Özel mekanlarda mevzu açıldığı zaman bizim bile eleştiri konusu yapmadığımız hususları en ağır şekilde eleştiriyorsunuz, yönetim erkine her türlü hakareti ve hatta küfrü yapıyorsunuz veya güya naif ve teenni ile yaklaşmak adına; ‘tamam olumsuz uygulamalar var ama pire için yorgan yakılmaz’ v.s. filan diyorsunuz.
Özellikle birincilere soruyorum; ‘Burada bu kadar ağır tenkitler yapıyorsunuz ama umuma açık bilgi paylaşımlarında buna dair hiçbir ifadeniz yok. Niye?’ Cevap; ‘Bizi anlayışla karşılayın, malum, çoluk, çocuk; gelin-damat; yakınlar kamuda çalışıyorlar. Öyle yaparsak işlerini, aşlarını kaybederler…’ Evet, doğru bir ikrar… Çünkü bakıyorum adamlara, bu saydığı yakınların hepsi aldıkları eğitimle ilgili ballı görevlerde bulunuyorlar. Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden mezun olanlar branşlarıyla ilgili iş bulamazken açık öğretim mezunu oğlunu, kızını, damadını, gelinini ve yakınlarını kamuda bir işe yerleştirmiş. Ve bundan dolayı da gerçeklerin farkında olmasına rağmen konuşmaya cesaret bulamıyor. Konuşurlarsa işlerini, aşlarını kaybederler mi? Büyük ihtimalle kaybederler. Zaten imtihan da bu değil mi? Varlıkla, yoklukla sınanmayacak mıyız? Mallarla, canlarla, oğullarla imtihan edileceğimizi iman ettiğimiz iddiasında bulunduğumuz Allah haber veriyor.
Şimdi soruyorum; Bu insanlar gerçekten Allah’a güveniyorlar mı / itimat ediyorlar mı? Eğer güvenmiş olsalardı, Allah’ın vaadi olan rızkın fanilerin elinden geldiğine inanmazlardı. Allah’ın taahhüdüne güvenirlerdi. Öyle değil mi?
Peki, bütün olumsuz siyasetine rağmen halen AKP’yi Müslümanlık kaygısı ile desteklemeye devam edenlere soruyorum; AKP dışında bir alternatifiniz yok mu? Bu fani ve aciz insanlara mahkum musunuz? Hakka ve adalete hizmet edecek başka bir alternatif çıkaramıyor musunuz? Böyle düşünmenin yine Allah’a karşı bir itimatsızlık olduğunu akletmez misiniz? Çünkü hiçbir fani vazgeçilmez değildir. Haktan ve adaletten uzaklaştığını gördüklerimizi uyarırız, ikaz ederiz; buna rağmen aynı hata ve yanlışlarda ısrarcı davranacak olurlarsa verdiğimiz vekaleti/emaneti geri almak konusundaki tereddüt etmeyiz. Öyle değil mi?
Eğer bir yanlış anlaşılmayı vesile oluyorsa hemen tashih edeyim; Bu ifadelerimin ne Sn. Davutoğlu ve ne de Sn. Babacan ile bir ilgisi yoktur. Her ikisi ile de hiçbir siyasi ilgim ve alakam bulunmamaktadır. Kişilerden bağımsız Müslümanca bir siyasi duruştan bahis ediyorum; Eğer AKP’ye oy veren milyonlarca insan içerisinde daha ehil ve daha layık birisini bulamıyorsanız demek ki daha ağır bir insani problemle karşı karşıyayız.
Eğer adam bulmakta müşkülatınız varsa size bir aday göstereyim; Atam Hz. Yusuf’un reyine / içtihadına sığınarak ‘ben varım’ diyorum. Allah’ın izni ve inayetiyle Sn. Erdoğan’dan da, Sn. Babacan ve Davutoğlu’ndan da daha iyi idare edeceğimi inanıyorum. Bürokratik geçmişim ve küçük yaştan itibaren içinde yetiştiğim politik ortam ve eğitimim bu hakkı bana veriyor herhalde. Eğer sizlere de popüler/karizma kişi hastalığı bulaşmamışsa bu teklifime gülmezseniz, istihza etmezsiniz herhalde.
Daha öncesi de var ama on yıldır fiili olarak sahada hak ve adalet mücadelesi veriyorum. Devleti ve toplumu iyi tanıdığım kanaatindeyim. Ahir ömrümde bu ülkede hakkın ve adaletin hükümranlığının sağlandığı ve dünyaya zıyalarını vermeye başladığını görmek en büyük arzumdur ve idealimdir. Eğer bu idealler muvacehesinde ben varım diyen samimi başka kardeşlerim varsa onların yolunu açmak için var gücümle yardım etmeye hazırım. Eğer yoksa bu toplumu bir kişiye ve gurubuna mahkum etmeye hiçbirimizin hakkı yok.
Yönetmenin, emaneti taşımanın ne kadar ağır bir sorumluluk ve yük olduğunu biliyorum. Kolay kolay altına girilebilecek, hesabı verilecek bir yük değil.
Lütfen, tanıyanlar, iletişim halinde olanlar bu teklifimi Sn. Erdoğan’a iletsinler. Ülkenin acil bir kan değişimine ihtiyacı var. Seyirci kalma lüksümüz yok. Gün geçtikçe ağırlaşan problemlerin kangrenleşmesine fırsat vermeyerek ülkeyi selamete çıkaracak akla, hikmete ihtiyaç var. Bu emaneti emin ellere devir edip, daha fazla üzerindeki vebali ağırlaştırmasın. Bu vesile ile ben de sizlere ve tarihe şahitlik bırakıyorum. Yarın hesap gününde sorulduğunda; verilecek bir cevabımız olsun…