Hz. Ömer’den, Jacında Ardern’e Yönetim Dersi

by Fahrettin Dağlı

‘Dünyanın en genç kadın başbakanı’ olarak 2017’de 37 yaşında Yeni Zelanda Başbakanı seçilen Jacinda Ardern, Şubat ayında görevi bırakacağını duyurdu.

2023 14 Ekim’inde ülkede genel seçimler yapılacak. Yeni Zelanda Başbakanı görevi sürdürmek için “yeterli gücü kalmadığını” ve “zorlayıcı geçen 6 yılın kötü etkileri olduğunu” dile getirdi. Ardern, “Ülkenize barış zamanında liderlik etmek bir şey, kriz sırasında onlara liderlik etmek başka bir şey” ifadelerini kullandı.

Jacinda Ardern, birkaç yıl önce Yeni Zelanda’da iki camiye aynı zamanda yapılan saldırıda ölen 50 Müslüman’ın cenaze töreninde ve sonrasında yaptıklarıyla çok gündem oldu. Öldürülen kişilerin ailelerini ziyaret etti. Eşleriyle kucaklaştı; gönüllerini aldı. Hatta bir Cuma namazında gelip cemaatin safında oturup duaya iştirak etti. Bu tür erdemli davranışlar dünyada az şahit olduğumuz örnek davranışlardır. Onun için de çok taktir topladı.

Görevde kaldığı sürece halkın içinde halk gibi yaşadı. Her türlü lüks ve şatafattan uzak durdu. Evine bakıcı bile almadı. Zaman zaman bebeği kucağında geldi meclis çalışmalarına katıldı. Bundan dolayı haklı övgülere mazhar oldu.

Covid-19 salgını, 2019’da Christchurch’teki 50 kişinin öldüğü saldırılar ve yanardağ patlaması gibi olaylarla geçen çalkantılı iktidar döneminde sergilediği liderlikle öne çıkmıştı. Bu global sorunlarla boğuştu. Haliyle bu olaylar karşısında zihnen çok yoruldu; bitkin düştü herhalde ki, işte bugün dünya siyasetinde örneğine az rastlanır cinsten bir davranışla Başbakanlıktan istifa etmeye hazırlanıyor.

Peki, “bunu Hz. Ömer ile nasıl ilintilendirdin?” diye soracak olursanız, cevabım şudur; Malum, Hz. Ömer suikaste maruz kalıp yatağında ölümü beklerken, çevresindekiler kendisinden sonra Halife belirlemesini talep ederler ve teklif olarak da oğlu Abdullah’ı önerirler. Onun cevabı tam da Ömer’cedir ve keskindir. “Bir evden bir kurban yeter.” Kendisini kastederek “Biz bir kurban verdik; biraz da başkaları yapsın” demek istiyordu.

Ömer devlet idaresini, bir geçim kapısı veya konforlu bir makam olarak değil; tam aksi bir cefa kapısı olarak gördü. Onun için de yönetimi altındaki yüzbinlerce insanın emanetini taşımak artık ağır geliyordu ve onun için bırakmak istiyordu. Ancak o günün şartlarında kendi isteğiyle yönetimden feraget etmesi mümkün olamayacağı için ölümünü temenni ediyordu.

Torunu olan Ömer Bin Abdülaziz de aynı şekilde yapmıştır. Toplumu adaletle yönetmenin kolay olmadığını; kişilerin hak ve hukuklarını gereği gibi korumanın neredeyse imkansız olduğunu düşünüp bulundukları görevden ayrılabilmek için ölümlerini temenni ediyorlardı. Bu kadar endişelilerdi.

Malum dünyada belli periyotlarda “Dünya İslamilik Endeksi”

çalışması yapılmaktadır. 2020 yılının sonuçları 2021 yılında yayınlandı. Bu çalışma objektif / nesnel veriler üzerinden ölçümleniyor. İslamin yönetime dair temel hükümleri; kuralları ve prensipleri esas alınarak hesaplanıyor.

• Adalet

• İstişare

• Ehliyet, liyakat

• Emanet,

• Maslahat

Bu beş esas ve alt detayları da anket çalışması sırasında tek tek değerlendiriliyor. Bu çalışmayı Müslüman bilim adamlarından kurulu bir heyet yürütüyor. Son derece ciddi şekilde modifiye edilmiş bir çalışma.

Peki, 2020 yılındaki bu endekste hangi ülkeler önde?

Başta Yeni Zelanda var. Daha sonra sıralama şöyle devam ediyor; 2. İsveç, 3. Hollanda ve diğer batılı ülkelerle devam ediyor. İlk İslam ülkesi olarak 51. Sırada Katar geliyor. 93. Sırada Suudi Arabistan ve 100. Sırada ise Türkiye geliyor.

Türkiye’de huzur ve iş barışı göremeyenlerin neden bu batılı ülkelere gittiklerinin sebebi anlaşılmıyor mu? Bir İslam beldesinde bulamadıklarını orada buldukları için…

İşte bugün yine Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern erdemli bir çıkışla Yeni Zelanda’nın neden birinci sırayı aldığını ispatlamış oldu. İslam ülkelerinin liderleri işgal ettikleri makamları otoriter bir anlayışla ölünceye kadar sürdürmenin yol ve yöntemlerini ararken Ardern örneğinde olduğu gibi batılı siyasi aktörler kendi istekleriyle görevlerini bırakıyorlar.

Varın aradaki büyük insani anlayışı görün! Hangisi daha makbul? Hangisi daha İslami? Hangisi daha insani?

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept