Aylardır bu kadının adalet arayışına tanıklık etmekteyim.
Bu kadının kim olduğunu; hangi mevzudan dolayı böyle duvar diplerinde; mahkeme kapılarında; merdivenlerinde oturup adalet arayışında bulunduğunu bilmeyen varsa, öncelikle onlar adına üzüntülerimi ifade edeyim. Hz. Peygambere ümmet olduğu iddiasında bulunanlar bu coğrafyada işlenen onca haksızlığa karşı duyarsızlaşmışlarsa vay halimize! Bir tepki vermelerini bir kenara bırakıyorum; kalben buğzedecek duyarlılığı da mı kaybettik? Vücudun azaları mesabesinde olmaları gerekenler olarak birbirimizin dertlerine, sıkıntılarına bu kadar mı yabancılaştık; biganeleştik? Fırat’ın kenarındaki koyunları geçtim; kurtların saldırısına uğrayıp hakkını aramanın önüne kurtlar koyup; insanları çaresiz bırakmanın akli ve nakli ne izahı olur?
Sonuçta, kendime ve Müslümanlık iddiasında bulunan herkese soruyorum; Farzı muhal Hz. Peygamber bugün aramıza gelmiş olsaydı ve bu kadını da duvar dibinde yalnız bir şekilde adalet aradığını görmüş olsaydı, dönüp bize ne derdi?