Bugün ortaya saçılanlar şu gerçekliği bir daha gösteriyor; Ak Parti iktidarı 15 Temmuz’dan sonra yeni ortaklar edindi. Bu yeni ortaklarla iktidarını daim kılmak arzusundaydı. Onları da vakti, zamanı geldiğinde bir kenara atmaya hedeflemişti. Bu ortaklık, iktidarın iyice köşeye sıkıştığı bir dönemde ve dolayısıyla en zayıf zamanında gerçekleşiyordu. Ve bir bakıma kendini bu ortaklığa mahkum görüyordu. Ancak yeterince hesaplamadığı bir husus vardı. O da, yeni ortakların öyle eskiler gibi yeni yetme değil, yılların tecrübesiyle yer altında ve üstünde rahat manevra yapabilecek yetenek, kabiliyet ve kapasiteye sahip oldukları… Bunlar yılların karanlık işleriyle pişmiş aktörlerdi. Sahayı iyi biliyorlardı. Yurt içi ve dışı önemli bağlantıları vardı. Uluslararası gücü arkasına alma becerisine sahip örgütlerdi. Eroin ticareti de dahil olmak üzere her türlü kirli ve karanlık işleri yapmak konusunda mahirlerdi. Yer altında yürüyüp, yer yüzünde iz bırakmıyorlardı.
Kurulan ittifakın avantajlarını tepe tepe kullandılar. İttifak referansı ile neredeyse her türlü denetim ve yargı takibinden de muaf kaldılar. Kendilerine dokunulamaz bir alan oluşturdular. Güvenlik ve yargı bürokrasisinde organizasyon rabıtaları, kontak noktaları oluşturdular.
Milli görüş geleneğinden gelen kadroların bu tür karanlık işlerle ilgili bir tecrübeleri yoktu. Onun için de sahadaki tüm inisiyatif bunların eline geçmişti. Bu karanlık çeteler, Ak Parti kadrolarını da ustaca kendi dairelerine çekip ortaklıklarına dahil ettiler. Paranın çekim merkezi bunları onların kucağına itti. Bugün görüyoruz ki, bu ortaklığın sonucunda devletin bütün kılcallarına kadar yerleşmişler.
Ne yazık ki, denetimden ve yargıdan muaf tutulmuş bu yeni ayartıcı düzen yüzbinlerce insanı bu ahlaksız, nizamsız, düzensiz alana çekip, harama, gayri meşru olana bulaştırdı. Ruhlarını kirletti, zehirletti.
İktidarın metal yorgunluk dediği şey aslında metal değil, “meta” yorgunluğudur. Haram edinimlerin sonucunda oluşan ruh kirlenmesidir. Bugün bunun istifrası gerçekleşiyor. Bakalım nereye kadar?
Günün sonunda şunu soruyorsunuz; Bir iktidar için nelerinizden vazgeçtiniz? İnançlarınızdan, değerlerinizden, şahsiyetlerinizden, kimliklerinizden…
Değdi mi???