Siyasette Güvenilirlik ve Zohran Mamdani Örneği

by Fahrettin Dağlı

“Erdemli Bir Siyasi Temsil” başlığıyla paylaştığım bir önceki yazıma bir arkadaşım, son ABD mahalli seçimlerinde New York belediye başkanlığına seçilen Ugandalı bir Müslüman akademisyen baba ve Film yönetmeni Hint kökenli bir anneden doğma, müslüman, solcu Zohran Mamdani’nin seçilmesini örnek göstermiş. Ben de bu yazımda ondan ilhamla bir değerlendirmede bulunacağım.

Mamdani’nin seçilmesiyle ilgili kamuoyunda çok sayıda değerlendirme yapıldı ve komplo teorileri üretildi. Başarısının arkasındaki gücün ne olduğu sorgulandı. Prensip olarak bilgi ve belgeye dayanmayan haberlere, komplo teorilerine iltifat etmiyorum. Bütün olumsuz değerlendirmelere rağmen kendi adıma önemli dersler çıkardım ve bugüne kadar ısrarla savunageldiğim düşüncelerimin teyit görmesinden de hoşnut oldum.

Özgeçmişine baktığımızda entelektüel bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya gelen Mamdani’nin kendini “Müslüman solcu” olarak tanımladığını ve hayatı boyunca siyasetle ilgilenmiş ve sivil inisiyatiflerde bulunmuş bir kişilik olduğunu söyleyebiliriz. Siyaset yapmaya Demokrat Parti’de başlayan Mamdani aday olmadan önce ABD’de adı sanı çok fazla duyulmayan, hiçbir popülaritesi olmayan genç bir siyasetçi ve aktivistti. Bu yüzden hızlı yükselişi hakkında birtakım çevreler komplo teorileri geliştirdiler.

ABD’de Demokrat Parti içinde az miktarda bulunan sol, sosyal demokrat diyebileceğimiz üyelerin başında ABD’li Senatör Bernie Sanders var. ABD’de ve partileri içinde dikkate değer bir etkinlikleri olmayan bu siyasetçilerin en bariz özellikleri, neo-kapitalizme karşı olmaları, işçi / emekçi haklarını dile getirmeleri, ABD’nin emperyalist emellerine muhalefet etmeleri, Yahudi lobilerinin İsrail lehine girişimlerine engel olmaya çalışmaları ve İsrail-Filistin çatışmasında Filistin’in yanında durmalarıdır.

Mamdani’nin adaylığının başlarında yapılan kamuoyu anketlerinde arkasında önce %1, çok kısa bir zaman sonra ise %50’lilere varan toplumsal destekteki artış bütün dünyada siyasi figürlerin dikkatini çeken bir husus olmuştur.

Az çok süreci izleyen birisi olarak dersini çok iyi çalışmış, genç, dinamik ve muhataplarına emniyet telkin eden bir duruşa, aksiyona sahip olması ve halkla kurduğu kişisel temas ve diyalog neticesinde onların üzerinde bıraktığı güven hissinin bu artışta önemli etkisinin olduğunu, farklı dini ve etnik asabiyelere sahip insanların onda bir samimiyet numunesi gördüklerini düşünüyorum.

New York gibi sermayedarların, aristokrat kesimin, Yahudi sermayedarın yaşadığı bir belediye için seçim yarışına girmiş olmasını kolaylaştıran belki de en önemli unsur kişinin cesaret ahlakına sahip olması ve kişiliğine olan özgüven yüksekliğidir. Ayrıca sermayedarlar ile orta alt sınıfı teşkil eden geniş halk kesimleri arasında refah düzeyi itibariyle makasın gittikçe açılması ve ücretli kesimin bu gayri adil bölüşümle ilgili hoşnutsuzlukları da Mamdani’ye yönelişi kolaylaştırmıştır.

Mamdani’nin kişilik itibarıyla kendinden emin, kararlı, cesur, mütebessim yüzlü ve tüm toplumsal kesimlerle diyalog kurabilen biri olması onu halk nezdinde tercih edilir kıldı. Filistin meselesi nedeniyle özellikle üniversite gençliği arasında İsrail yönetimine ve bu yönetimi finanse eden ABD mali oligarşisine duyulan tepki de Mamdani’nin sistemden hoşnutsuz kesimleri konsolide edebilmesinde etkin oldu.

Mamdani, farklı dini ve etnik mensubiyetlere sahip olan ve neredeyse 72 milletten oluşan ABD toplumunun ahenk içinde bir arada yaşaması konusunda da çok büyük bir başarı sağladı. Kendisini Müslüman olarak tanıtmayı, camiye gidip Müslümanlarla aynı safta namaz kılmayı, camii içinde halka güven telkin edici konuşmalar yapmayı, diğer din ve inanç mensuplarının törenlerine, etkinliklerine katılarak onlar nezdinde sempati toplamayı da ihmal etmedi.

Seçim süresince onun aleyhinde büyük sermayelerle desteklenen muhalefet adaylarının ve Trump’ın kara propagandasına rağmen gençlerin yoğun desteğiyle bu engellerin hepsini aşabildi.

ABD klasik siyaseti açısından zor ve hatta yer yer imkansız gibi görünen bu başarının arkasında başat ve en sürükleyici dinamik, motivasyon, bu sıraladığım hususlardan hangisidir?

Bu sorunun cevabı aynı zamanda kendi iç siyasetimiz açısından da ufuk açıcı bir pencere vazifesi görebilir.

İnsanlık tarihi aynı zamanda Peygamberler / Nebiler tarihidir. Her yeni Peygamber muhatabı olduğu toplumun hastalıklarını tedavi etme uzmanlığıyla mücehhezdir. Çok ilginçtir ki, Kur’an’da Peygamber kıssaları mevzu edilirken hepsi de muhatapları olan halka:

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” (Şuarâ:107,125,143,162,178)

Hz. Peygamber zaten peygamberliğinden önce halk arasında güvenilir, itimat edilir kişi demek olan “Emin” sıfatıyla taltif görmüştür. Öncelikle halk arasında onun yalan söylemediğine, içi dışı bir olduğuna tam bir kanaat / görüş birliği oluşmuştur.

ABD’li siyaset teorisyeni Fukuyama’nın isabetli beyanıyla “toplumların sahip olabilecekleri en büyük sermaye “sosyal güven”dir. İşte ülke siyasetimizin en büyük handikabı güven eksikliğidir. Siyaset kurumuna ve aktörlerine duyulan güven yerlerde sürünmektedir. “Yalansız siyaset olmaz” ifadesi adeta ülke siyasetinin alameti farikası olmuştur.

Hz. Musa’nın gördüğü bir çoban ateşine doğru hızla koşup oradan aldığı mesaj ve elinde yaktığı meşaleyle zorba bir düzene karşı tek başına meydan okuduğuna tanıklık eden güç ve iktidar sahiplerinin nasıl aciz kaldığını hakikatin kaynağı bize naklediyor.

Farabi’ye ait olduğu söylenen şu altın sözlerin gereği ifa edilmeden kâmil bir başarıdan bahsedilemez.
“Köklü bir metafizik olmadan siyaset olmaz.
Semayla bağ kurmadan yerdeki adaleti tesis edemezsiniz.”

Tarih ve kutsal metinlerdeki hakikat, çift kanatlı hareket etmemizi bize öğütlüyor. Allah kozmik aleme sık sık vurgu yaparak bizlerin dikkatini oraya yoğunlaştırıyor. Adeta bize: “Kozmostaki bu muhteşem düzeni, nizamı, ahengi, adaleti değişmez yasalarımla milyarlarca yıldır hiçbir aksamaya uğratmadan yürütüyorum. Halife kıldığım sizler de tefekkür ve irade eder, yeryüzüne mesajımın ne olduğunu idrak ederseniz aynı düzeni siz de inşa edebilirsiniz.

Bizler de buradan aldığımız ilhamla pergelimizin sivri ucunu bu hakikat merkezine yerleştirerek, diğer ucuyla bugüne kadar insanoğlunun yaşadığı tecrübe ve sonuçlarının üstünde dolaştırmalı ve bugün karanlığa gömülmekte olan dünyamızın üzerine fener olacak bir çoban ateşi yakabilmeliyiz.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept