YÖNETENLER, YÖNETTİKLERİ TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE KARŞI SORUMLUDURLAR.

by Fahrettin Dağlı
Bugün CB Erdoğan’ın basına yansıyan bir beyanını okuyunca inanın ayaklarım yerden kesildi. Doğru olmamasını çok temenni ederdim. Ancak ne yazık ki doğru.
Beyan şu: “Muhalefet ne der, ne demez’ yok. ‘Allah ne der’, biz buna baktık ve bunu yaptık”
Şimdi ehli akla soruyorum; Bu ifade doğru mu? Lütfen hemen heyecana gelip, enine boyuna düşünmeden cevap vermeyin!
Hakikat adına dilsiz şeytan olmamayı tüm dostlarımdan diliyorum. Özellikle Sn. Erdoğan sevenlerinden. Eğer gerçekten seviyorsanız lütfen bu ifadeyi tashih etmesini kendisinden istirham edin.
Yakın zamanda bu minval üzere bir yazı da paylaşmıştım;
https://fahrettindagli.com/article/anlasmalariniza-sozlesmelerinize-sadik-kalin/
Bu beyan çok yönüyle mahsurlu ve hatalı. Sözkonusu yazımda da etraflıca bahis mevzuu ettiğim gibi birbirimizi aldatmayalım; siyaset alanı seküler bir alandır. Bütün düzenlemeleriyle sekülerdir. Herkes bunu bilerek siyaset yapıyor. Bu siyaset düzeninin belli yasaları, kuralları ve prensipleri var. Bunları baştan bilerek ve kabul ederek yapıyorsunuz. İktidara geldiğiniz zaman da sadece kendi taraftarlarınızı dinleyip, onların istek ve arzularına uygun icraatta bulunma hakkınız yoktur. Yönettiğiniz ülkenin bütün vatandaşlarının hak ve hukuklarından siz sorumlusunuz. Onların meclisteki vekillerini de dinlemek ve makul istek ve taleplerini karşılamak sorumluluğundasınız. Demokrasi dediğiniz rejim de budur. Halk adına halkı yönetmek! Bu halkı “Bizim halk, diğerleri” diye bir ayırıma tabi tutamazsınız.
Bu ifadenin başka bir yanlış ciheti de şudur; Bu ülkede sadece müslümanlar yaşamıyor. Sizin dışınızda azınlıkta olsa topluluklar yaşıyor. Hadi onu bile geçelim; Müslüman olup da sizin gibi düşünmeyen milyonlar var. Sizin “ben artık iktidarım; sadece müslümanları veya kendi taraftarım müslümanları dinlerim ve ona göre iş tutarım” diye bir hakkınız olur mu? Bir kişi de olsa sizin gibi inanmıyorsa onun da inancına saygı duyup dinlemek ve ihtiyacını karşılamak zorundasınız.
Cenabı Allah kitabında bir yönetim şekli vazetmemiştir. Bunu insanlar zamanın şartlarına göre aklın, ilmin ve ahlakın rehberliğinde yeniden inşa, tadil ve tecdit edecekler. Dolayısıyla bugünkü yönetim düzeni, temsili bir düzendir. Ülkedeki vatandaşlar kendi talep ve isteklerini TBMM’de milletvekilleri aracılığıyla temsil ettirmektedirler. Muhalefet dediğiniz şey halkın temsilcileridir. İktidarı bulunduğunuz bu rejimin yasaları sizleri onları da dinlemeye icbar ediyor.
Ve şimdi gelelim en fahiş cihetine; “İşlerimiz de Allah ne der ona baktık!” Bu o kadar iddialı bir ifade ki, hiç şüphem yok ki, gayretullaha dokunmuştur. Yukarıdaki itirazlarımı yok sayarak soruyorum; Gerçekten öyle mi? Seküler kanunlarla, nizamlarla idare edilen bir ülkede hangi işinizi ‘Allah’ ne der’ diye sorarak yaptınız? Saysam, bir çırpıda yüzlerce mevzu sayarım; Zina mı? Faiz mi? Yolsuzluk mu? Gelir dağılımındaki uçurum mu? Kul haklarının gaspı mı? Bunların cezasız kalması mı? İnsan hak ve hürriyetlerinin engellenmesi mi? Hukukun, dini alanın politize edilmesi mi?
Daha sayıyım mı?
Bunları da -haşa- Allah öyle dediği için mi yapıyorsunuz? Hele hele başımıza sardığınız bir medya var ki, yalan, çirkinlik ve ahlaksızlık üretiyor.
Sözün kısası, ne diyorsanız deyin ama ne olur lütfen Allah’ı, Kitabı ve Peygamberi karıştırmayın. Allah’ı yanlışlarınıza ortak etmeyin. Büyük günahtır bu. Allah’ın gazabına sebebiyet verir.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept