Zulme Rıza Zulümdür

by Fahrettin Dağlı

Adalet bir şeyi yerli yerine koymak anlamına gelir.

Her şey olması gerektiği yerde olursa, adalet sağlanmış olur.

Adaletin zıddı ise zulümdür. Dolayısıyla adaletin olmadığı yerde zulüm var demektir. Zulmün mefhumu muhalifinden de adaletin tarifine ulaşıyoruz. O da eşyayı yerli yerinde ve düzgün bir biçimde kullanmaktır.

Adalet; bir şeyi ait olduğu yere koymaktır. Zulüm, bir şeyi yerinden etmektir. Bir şeyi, Allah’ın koyduğu yerden etmekle ona üç kere zulmetmiş olursunuz.”

1 – O yere zulmedersiniz.

2 – Allah’ın koyduğu o şeye zulmedersiniz.

3– Onu yerinden edince bir başka şeyi oraya koyacaksınız, ona zulmedersiniz. 

Zülüm şirktir. Tevhitten uzaklaşmaktır.  Zulme karşı duruş, tevhide taraftar olmaktır.

Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur. Sizin ALLAH’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz. (Hud:113) 

Bu ülkede hırsına, kinine yenik düşmüş bir yönetimin gün geçmiyor ki zulümlerine yeni bir zulüm eklememiş olsunlar.İfadeyi açıklama ve yayma özgürlüğünün gün geçtikçe kısıldığı bir ara dönemi yaşıyoruz. “Ara dönem” diyorum. Çünkü bu dönemin ömrü kısalmıştır. Bir vakitlik ömrü kalmıştır. Hiçbir zulüm yönetimi uzun ömürlü olmamıştır. Günleri sayılıdır. Bu hırsa, bu kine yenik düşeceklerdir. Bu sürecin sonu hüsrandır. Aklın itidalini kaybettiği bir yerde hikmetten bahis edilemez. Hikmetin dengelemediği bir düzen de zulme evrilir.

Bu olup bitenleri ülkenin varlık ve beka meselesi olarak görenler ya gaflettedir veya asabiye ruhu ile bile bile yalan söylemektedirler. Bu mesele ülkenin veya milletin değil, birilerinin veya bazılarının varlık ve beka meselesine dönüşmüştür.

Bir ülkenin yönetimi şahsi kaprislere, düşmanlıklara, kin ve hasetlere kurban edilemez.

Kendinizi ne kadar haklı görüyorsanız görün, yaptıklarınız, ettikleriniz, ifade ettikleriniz milletin mâşeri vicdanında makes bulmamışsa/bulmuyorsa çırpınışlarınız, ömrünüzü uzatma gayretleriniz nafiledir.

Zulme rıza zulümdür. Kime karşı kim tarafından yapılıyor olursa olsun zulümdür ve karşı çıkılmalıdır. Hiçbir mülahaza zulmün gerekçesi olamaz. “Sizden olmayanlara, sevmediklerinize, düşman bellediklerinize karşı bile adil olun” diyen bir dinin mensuplarıyız.

Evet, hükümetin medyaya ve ifade hürriyetine yönelik uygulamaları ciddi bir zulme dönüşmüştür. Fiili operasyonlarla, şahsi mülkiyete el koymaya kadar vardırılmıştır. Bu çok tehlikeli bir sürecin başlangıcıdır. Bu iddia edildiği türde bir ülkeye karşı girişilen darbe teşebbüsüne karşı yapılan bir muamele değildir. Bu iddia külliyen yalandır. Uydurmadır. Bu kavga millet ile millet düşmanlarının kavgası değildir. Bu kavga bir zamanlar girilen yasal olmayan kirli ilişkilerin sonucunda hasıl olan kişisel çekişme ve kavgalardır. Kimsenin ülkenin varlık ve bekasını kendi şahsı ikbaline kurban etmeye hakkı yoktur. Evet, bu kişisel bir kavgadır. Bu kavgayı ülkenin varlık ve bekası ile ilişkilendirmenin hiçbir makul gerekçesi yoktur.

Bir zamanlar Balyoz ve Ergenekon süreçleri için ‘varlık ve beka’ edebiyatı yapanlar, sonradan “Milli ordumuza kumpas kurmuşlar” saflığına yattılar. Bu gün için sözkonusu cemaat ve çevresine karşı girişilen gayri hukuki, gayri insani operasyonlarda rol alanlar da gün gelecek “Eyvah kumpasa gelmişiz, aldatılmışız” saflığına yatacaklar.

Şunun herkes tarafından açıklıkla bilinmesini arzu ederim; Hiçbir zulüm karşılıksız kalmayacaktır. Bir gün herkesin varacağı bir adalet kapısı olacak. O gün için pişmanlardan olmamak, başı önünde eğiklerden olmamak için “Kısa gün kazanımlarına” iltifat etmeden hakka ve adalete ram olmaya davet ediyorum. Günler çabuk geçer. Kendinize, ailenize ve çevrenize bakacak bir yüzünüz olsun. Hayırla yad edilecek bir hatıranız olsun. Kabre giderken arkanızdan sizi hayırla yad edecek, şahitlik yapacak dostlarınız olsun.

Az bir tamah karşılığında dünyanızı, ahretinizi karartmayın.

Gün vicdan, merhamet ve adalet müdafilerinin hakkı ve adaleti ifade etme günü. Evet, bu gün zulme karşı adaleti savunma günüdür. Hiçbir batıl mülahazaya takılmadan “KİM OLURSA OLSUN ZALİME KARŞI, KİM OLURSA OLSUN MAZLUMDAN YANA” tavır koymaktır.

Ne güzel söylemiş Fatih Sultan Mehmet:

“Aklı öldürürsen, ahlak da ölür.

Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür

Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür.

Adaleti öldürdüğün gün DEVLET’ de ölür…”

Selamette ve hayırda kalın…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept