HESAP VEREBİLİRLİK BİLİNCİ AYNI ZAMANDA BİR İMAN MEVZUUDUR

by Fahrettin Dağlı

İnsanoğlunun temel iki sorumluluğu var;

Birincisi Allah’a müteveccih olanı; diğeri ise İnsanlara ve diğer varlık âlemine karşı…

İnsanoğlu, her iki sorumluluk alanı ile ilgili olarak hesap verme mükellefiyetindedir. Dolayısıyla Allah’a gerçekten iman etmiş bir insan kendini hem Allah’a ve hem de insanlara karşı sorumlu görür ve mutlaka bir gün hesaba çekileceği endişesini taşır.

Hiçbir Müslüman’ın, ‘Allah’tan başka kimseye hesap vermem, dolayısıyla insanlara da hesap vermeyeceğim’ demeye hakkı yoktur…

Bu dünyada insanlara, öte tarafta ise Allah’a hesap verebilme bilincinde olan insan imanın tadına/lezzetine varır.

Malum, Allah kul hakkını önemli bir mevkiye yerleştirmiş. Adeta şöyle murat ediyor; “İnsanlarla olan muamelatınızdan kaynaklanan hukuklarınızı bu dünyada çözün; ahretteki büyük mahkemenin huzuruna kul hakkıyla gelmeyin.

Rasulullah da bu konuda şöyle buyuruyor:

“–Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir kişi Allah yolunda öldürülse, sonra diriltilip tekrar öldürülse, sonra diriltilip tekrar öldürülse, üzerinde bir borç varsa, borcu ödeninceye kadar Cennete giremez.”

Yine bir başka hadiste;

“Ben sadece bir beşerim. Sizler bana muhâkeme olmak üzere geliyorsunuz. Belki biriniz, delilini getirmekte diğerinden daha becerikli olabilir ve meramını daha iyi anlatabilir. Ben de dinlediğime göre o kimsenin lehinde hüküm veririm. Kardeşinin hakkını alıp da birinin lehine hüküm verirsem, ona cehennemden bir pay ayırmış olurum.” şeklinde ifade buyuruyor.

Yani, bu dünyada laf kalabalığıyla, allem gullemle insanları aldatabilirsiniz, yanıltabilirsiniz. Ancak biliniz ki, büyük mahkemede bunların hepsi karşınıza gelecek, önünüze konulacak, orada itirazda bulunma ve allem-gullem etme imkanınız da olmayacak; hesap verilinceye kadar da borçlu olanlar cennet yüzü göremeyecek…

Evet, insanoğlunun en büyük problemi hesap vermekten kaçınmaktır. Peygamberin ilk muhatapları olan Mekkeli müşriklerin de; ondan önce ve sonrasından bu tarafa gelen insanoğlunun kadim problemi; hesapsız bir dünyada yaşamak, yaptıklarından dolayı muhakeme edilmeyeceği bir hayat sürmek. Allah’ın hayata müdahil olduğunu düşünmemek, unutmak, umursamamak veya reddetmek… Allah’ın hayatla, insanla doğrudan irtibatı olduğuna, sürekli aktif / aktüel olarak hayata müdahil olduğuna inanmayan bir insanın Allah inancına itibar edilmez. Dolayısıyla böyle bir inancın sahibi yaptıklarından, eylemlerinden sorumlu tutulacağına inanmaz. Çünkü onun aradığı, hesabın sorulmayacağı -hâşâ- Allahsız bir hayat…

Bu da insan olmanın en önemli mümeyyiz vasfı olması gereken sorumluluk bilinci ile çatışır. Sorumluluk bilinci olan bir insan mutlaka yaptıklarından da hesap vereceğine inanır. O nedenle bir insanda sorumluluk bilinci uyandığında Allah inancı aktüel / aktif, hayata müdahil olan bir Allah inancına dönüşür. İşte burada, bu yazıdan muradımız da bu hakikattir…

Dolayısıyla iman iddiasında bulunan hiçbir insanın şunu demeye hakkı yoktur; “Ben Allah’tan başka kimseye hesap vermem.” Çok yaygın kullanılan iddialı bir ifade… Tabii ki yanlış… Bu dünyanın hesabını burada görmeye bakın, öte tarafa bırakmayın.

Yeryüzünde yaşayan bir varlık olarak unutma ki, başta beşer olmak üzere ilişki halinde bulunduğumuz bütün varlıklar ile ilgili olarak üzerimize terettüp eden hak ve yükümlülükler var. Bunların hesabını bu dünyada verme bilinci aktüel ve aktif bir imanın göstergesidir.

Bazen idare edenlerin şöyle dediklerine şahit oluyorum; “Ben Allah’tan başka kimseye hesap vermem.” Veya başka bir ifadeyle “Kimseye hesap vermek mecburiyetinde değilim.”

Elbette hukuk devleti anlayışında, herkesin ama herkesin bu dünyada hesap vermek gibi bir mecburiyeti var. İnsanların, yönetenlerin hesap vermeleri yasalarda vazedilmiştir. Dolayısıyla hiç kimsenin yasalara rağmen ‘ben kimseye hesap vermem’ demek gibi bir hakkı olamaz. Dünyadaki hukuk uygulaması böyle olduğu gibi Ahirette de, bu dünyada görülmeyen hesapların görüleceği muhakkaktır. Hiç kimse kendini bu süreçten müstağni sayamaz.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept