Neden Başlangıç İçin Şanlıurfa?

by Fahrettin Dağlı

Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili ilk saha çalışmasını Şanlıurfa’dan başlatmış olmanın benim için sembolik değeri önemli.

Ankara’dan giderken iki temel neden vardı. Ancak ziyaretimde gördüm ki, önemli bir neden daha varmış. Onu da orada tecrübe etmiş oldum.

Birincisi ve en önemlisi dönemin despot rejimine karşı Hz. İbrahim’in tek başına meydan okuması ve kendisini için hazırlanan ateşe atılırken “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” teslimiyetidir. Her türlü günahın, azgınlığın, zorbalığın, yolsuzluğun, köleleştirmenin, tanrılık taslamanın arkalarında gizli tutulduğu putları param parça etmesidir. İbadet edilen o nesnelerin ne kadar zayıf, değersiz olduğunu o topluma ispat etmesidir. Bugünkü cari ifadeyle “kral çıplak” demesidir.

Bugün yaşadıklarımız bundan farklı bir şey mi?

Hayır!

Tam da böyle bir şey. Azgın insanoğlunun tatmin edilemeyen arzularının, isteklerinin, şehvetlerinin putlaştırıldığı bir dönemi idrak ediyoruz. “Din” kisvesi altında işlenen cinayetlere, zulümlere, kötülüklere, dünyanın iktidarlarına tapınmalara varan bir cinnet halinin yaşandığına akıl sahipleri tanıklık etmektedir.

Üç semavi din mensuplarının nesebi Hz. İbrahim’e dayanır. Bu açıdan bakıldığında bu semavi üç din -aslı itibariyle- tevhid inancına dayanmakla “İbrahîmî Dinler” unvanını kazanmışlardır. Yani, bir bakıma Şanlıurfa, dünya inanç coğrafyasının da merkezi durumundadır. Sırası gelmişken şunu da ifade etmiş olayım; eğer bu ülkenin siyasi aktörleri akıllı ve inançlara karşı önyargısız olsalardı Şanlıurfa’yı evrensel bir inanç merkezi olarak tasarlayıp, insanlık barışına hizmet edecek dünyanın gözde merkezlerinden biri haline getirebilirlerdi.

İkincisi, uzun süredir Şanlıurfa Adliyesi önünde “Adalet Nöbeti” tutan adalet mücadelecisi Emine Şenyaşar’ı ziyaret edip yerinde onun mücadelesine bir lahza da olsa destek vermektir. Çünkü siyasi anlayışımın temelinde “Adalet” ve onun en önemli unsuru olan “İnsan Hakkı Savunuculuğu” vardır. Bu anlamda bugün için Emine Şenyaşar bir semboldür. Amacım, tüm politik beklentilerden ari olarak o hanımefendinin mücadelesinin ne kadar kıymetli olduğunu orada ihsas etmekti; teslim etmekti. Onun adalet nöbeti bir rekora doğru gidiyor. Umut ederim ki, maşeri vicdan harekete geçsin; o kadın ve benzer onlarca anne gözlerini bu dünyaya kapamadan önce adaletin tahakkukuna şahitlik etsinler. Ayrıca mağdur / mazlum annelerin beddualarına uğramaktan bu ülke, bu toplum kurtulmuş olsun.

Bir başka tespitim, Şanlıurfa entelektüellerinin bugünün siyasetine dair yaptıkları değerlendirmelerde siyasetteki “insanî boyutun” çok önde konuşuluyor olmasıdır. Bölgede görüştüğüm akil insanların beklentisi, artık kimlik (etnisite ve inanç) üzerinden siyaset yapma döneminin kapanma arzusudur. Şanlıurfa’nın tarihsel manasına uygun olarak “İnsanı” merkeze alan, etnisite ve inanç kimliğinden bağımsız yeni bir siyasal anlayışın neşvünema bulmasıdır.

Her toplumsal dokunuş, diyalog çok yeni şeyler öğretiyor. Dolayısıyla Şanlıurfa ziyaretim siyasal anlayışıma yeni açılımlar getirmiştir.

Bu anlamda önemsediğim şu hususu tekraren ifade ediyorum; Adaylığımı sıradan bir siyasi inisiyatif olarak düşünenler, anlayanlar, algılayanlar çok yanılıyorlar. İnisiyatifim, insanoğlunun tarihin hakikati karşısındaki duruşunu; siyasi geleneğin, ahlakın kırılganlığını test etmektir.

Ülkedeki mevcut siyasi iklimi doğru okumayan; mahiyeti, maksadı, maslahatı değil, kişileri tartışan bir siyasi aklın bu ülkeye ve insanına bir hayrı olamaz.

Çok şükür bir siyasi hırsım yok. Sadık dostlarımla birlikte imkanlarımız ölçüsünde elimizden geleni yapacağız. Dolaylı veya dolaysız iradeleriyle neticeyi tayin edenlerin takdirine bırakacağız.

Ortaya çıkacak sonucun kaybedenleri olmayacağız. İnanıyoruz ki, bu seçimin sonucu ne olursa olsun kaybedeni değil, kazanını olacağız; gerisini herkes feraseti nispetinde düşünsün, takdir etsin.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept