ZALİMLERDEN TARAF OLMA!

by Fahrettin Dağlı

Bugün her zaman alış veriş yaptığım kuruyemişçiye uğradım. Dükkan sahibi, alış-veriş yapan bir müşteriye burnundan soluyarak dert yanıyor. Aynıyla aktarıyorum;

“Bittik abi bittik! Keşke sadece ekonomik anlamda bitmiş olsaydık ve orada kalsaydı. Ateş evlerimize kadar düştü. Beni tanırsınız, hayatım ülkücü hareketin içerisinde geçti. Bugün 19 yaşında üniversiteye giden oğlum var. Dün karşıma dikilip ne dedi biliyor musunuz? ‘Baba ben bundan sonra hiçbir dine inanmıyorum; anlayacağın artık ateistim baba ateistim. Eğer bu din ahlak üretmiş olsaydı bugün bu kadar adaletsizlik, ahlaksızlık, yolsuzluk, yalan ve talan olmazdı. Bunların hepsini dindarların iktidarında gördük.’ bu minval üzere şikayeti devam etti.

Benim dikkatimi çeken kısım mealen ‘ben artık hiçbir dini inanmıyorum. Çünkü dindarların iktidarında büyüdüm. Çocukluğum ve gençliğim bu iktidarla yaşıt. Ama son 3-5 senedir öyle şeyler yaşadım ki, dindarlara karşı itimadım kalmadı.’

Bu münferit bir vakıa değil; son birkaç senedir benzeri yüzlercesi ile karşılaştım. Hep de en azından görüntüde Müslüman ailelerin çocukları. Anne, baba namaz kılıyor; hacı, anne başörtülü… Ama çocuklar ateist olmasalar bile dine mesafeli hale gelmişler. Ya ailelerine veya diğer yakın muhafazakar çevreye duydukları hoşnutsuzluk nedeniyle dinle aralarına mesafe koymuş durumdalar. Ailelerin bir kısmı endişeleri nedeniyle çarnaçar psikologların yolunu tutmuş durumda. Güya dindar psikologları arayıp onlara müracaat ediyorlar; şefaat dileniyorlar! Çaresizliklerinden bu yolu deniyorlar. Hâlbuki ‘bu dindar psikologlar’(!) da bu durumu bir sektöre döndürmüşler. Çünkü yeni oluşmuş bakir bir alan… Anlayacağınız birileri bozarak ayakta durmaya çalışıyor; diğer birileri ise güya tamir etmeye çalışarak para kazanıyor!..

Evet, muhafazakar mahallenin din anlayışı artık isyan ettiriyor. Normal hayatında her türlü hukuksuzluğa karşı sessiz kalan, hatta zalime arka çıkan; haram iktisapları meşrulaştıran; yolsuzluğa, usulsüzlüğe kılıf arayan; rahat yalan söyleyen; sevmediklerine, muhaliflerine, muarızlarına iftira atan, karalayan vs. ebeveynlerinin veya yakınlarının hayatına şahitlik ettikçe onların ‘din anlayışından’ kopmaktalar. Bir kısmı deist olmakta, diğer bir kısmı nihilist, belki az bir kısmı da ateist olmaktadır.

Malum, 10-20 yıl önceye kadar çevremizde; ‘ateistlerin veya başka din mensuplarının İslam’a girdiklerini’ çok duyardık. Herhalde şimdi bir istatistik yapılacak olsa muhtemelen son beş yıl içerisinde binlerce gencin dinlerinden geçtiklerini, başka limanlara yelken açtıklarını öğrenmiş olurduk.

Dindar nesil propagandası ile iktidar olanların yönetimindeki Müslümanlık manzarası bu. Aslında akledenler için ibretamiz bir tablo…

Abarttığımı düşünenler lütfen kendi muhafazakar mahallelerinin dışına çıkıp bir sosyal etüt yapsınlar. Okullara gitsinler; aklı başında idarecilerle, öğretmenlerle görüşsünler; 10-20 yıl önceye göre durumlarını soruştursunlar. Bakalım ne ile karşılaşacaklar? Muhafazakar mahallenin en büyük dezavantajı kendi gettolarının dışına çıkmıyor oluşlarıdır. Dış temasta bulunmuyor olmalarıdır. Veya sözkonusu ettiğim mevzuyu münferit vakıalar olarak addetmeleri… Ve yine ihtimallerden biri de, görmelerine, işitmelerine rağmen iktidar siyasetinin aleyhine kullanılmasın diye kulaklarının üzerine yatmalarıdır…

Son söz; Her gün vatan, devlet, bayrak naraları ile yeri göğü titretenler ve onunla kendilerini tatmin edenler, bir de bu cihetiyle gençlerin arasına girseler, konuşsalar, dinleseler… Neyin karşılığında nelerden geçtiğimizi öğrenseler…

Bu son derece olumsuz çıktıları olan siyasi atmosferin devamından yana olanlar bilsinler ki, çok ağır bir vebal yüklenmekteler…Hiçbir şüpheye mahal kalmayacak derecede kesin olan bir hakikat ki, bu siyasi kültür, dil ve üslup insanları Allah’ın dininden uzaklaştırıyor; din tacirlerinin işlerini de kolaylaştırıyor.

Günün sonunda kazanan din tacirleri oluyor ve kaybeden dindarlık oluyor.

Zalimlerden taraf olma!..

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept