Aman Bu Yanlışa Düşmeyelim!

by Fahrettin Dağlı

AKP’nin İslami söylemler üzerinden iktidarını sürdürme politikası nedeniyle yapılan tüm olumsuz uygulamaların faturası aynı zamanda İslam’a çıkarılmaktadır. İslam’a yapılabilecek en büyük kötülük onu siyasi ve ticari çıkarlarının malzemesi haline getirmektir. Onun için Allah Maide Suresi 44. Ayeti ile müminleri uyarmaktadır;

“…O halde insanlardan korkmayın, benden korkun da âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın…”

Kur’an da zikredilen bu mealdeki ayetlerin anlattığı hususların belli bir para karşılığı ayetlerin satımı olmadığını izah etmeye gerek yok herhalde. Allah’ın ayetlerini dünya hayatının değersiz, süfli menfaatleri uğruna çiğnemek, nefsinin telkinlerine boyun eğmektir.

Geçmiş dönemlerde de siyasal partiler dini siyaset alanında istismar malzemesi yaptılar. Fakat bu dönemdeki kadar şirazesinden çıkarılmadı. Parti liderini halife, partiyi ise ‘İslam’ın son kalesi’ olarak görmek bu dönemin alamet-i farikası oldu. Yapılan sarayı ‘hilafet merkezi’ olarak takdim edenler oldu. Dolayısıyla bir zamanlar RP geleneğinin de seslendirdiği ‘bizler hakkı, karşımızdakiler batılı temsil ediyorlar’ anlayışı bu dönemde de fütursuzca kullanıldı. Bunun üzerinden yürütülen siyaset haliyle toplumu iki cepheye ayırıyor; ‘İnananlar ve inanmayanlar cephesi’ Adeta kitleyi icbar ediyorlar; ‘Eğer Müslüman’sanız bizim tarafta, değilse diğer taraftansınız’

Karşı tarafa konumlananlar ise, ‘Eğer inandığınız din bu ise bizler sizlerin dininden değiliz’ diyebiliyorlar. Bu süreçte bu cümleleri kuranlara çok şahit oldum. Bu sürecin üç beş sene sonra nerelere evirileceğini kestirmek mümkün değil. Fakat her halükarda –Allah muhafaza- kitlesel bir şekilde ‘dinden çıkmaların’ sözkonusu olabileceği ihtimali yüksek. İnsanların bu güne kadar birbirlerini bu derece ‘tekfir’le suçladıklarını tanıklık etmiş değilim. Ne yazık ki, bu iklim ‘İslam’a hizmet’ iddiasıyla ortaya çıkan bir kuşağın iktidarı döneminde gerçekleşiyor. Bu durumda şapkamızı önümüze koyup, düşünmemiz gerekmiyor mu; ‘Nerede yanlış yaptık/yapıyoruz?’ diye.

Şu iddiamı her platformda savunmaya varım; Son otuz yıldır din alanında bu derece tahribata tanıklık etmedim. Dindarlık iddiasında bulunanların bu derece güven ve itibar kaybına uğradıklarını şahit olmadım. Bu iktidarın baştan beri helal-haram hassasiyeti yoktu. Geçmişte olduğu gibi bu dönemde de yasallık kılıfına büründürülmüş yolsuzluk hep faal olarak var oldu. İktidarın kontrolündeki medya sabahtan akşama kadar yalan, iftira ve asparagas haberlerle illüzyon oluşturdu. Eskiden isteseler bile kamu mallarına ulaşma imkanı olmayan mütedeyyin kesime kamunun kapıları ardına kadar açıldı. En büyük haramlardan olan kamu malları üzerindeki haksız tasarruflar bir süre sonra bu mahalleyi tanınamaz hale getirdi. Kamu imkanlarıyla semiren mahallenin iş adamları el attıkları her alanı kirlettiler, harama boğdular.

İslam anlayışının olmazsa olmazı olan Adalet ve liyakat gözetme, hiçbir dönemde görülmediği kadar bu derece çiğnenmedi.

Şimdi soruyorum; Bu iklimde hangi iyilik, hangi güzellik neşvünema bulur? Tam aksi, kötülük, kaos, terör ve şer yaygınlaşır. İnsanoğlunun başına gelebilecek en büyük musibet olan; ‘inançlar kaybedilir.’

Şimdi bir çift sözümde, iktidar mensuplarına kızarak, inancından vazgeçenlere; ‘Çok büyük, fahiş bir yanlış işliyorsunuz. Bu cari felakete karşı daha sıkı bir şekilde inancın temel değerlerine sarılmak varken, onlara kızıp inancından vazgeçmek olur mu? Bu kadar ucuz mu ki, kolaylıkla terk edebiliyorsunuz? İnancınızı kaybettikten sonra yeryüzünde yaşamanın bir anlamı kalır mı? Büyük çoğunluklara inat inancın dayanağı olan ‘Adalete’ sarılıp dimdik ayakta kalmak daha şerefli bir duruş değil mi? İnancın bezirganları, pazarlamacıları, sahtekarları, göz boyacıları, simsarları bir gün çekip gidecekler. Toplumun arasına çıkmaya yüzleri olmayacak. Çok zorlu bir dönemde inancında sabit-kadem kalarak yeni döneme alnı ak bir şekilde dahil olmak insanoğluna verilen şeref payesini almak dünyada erişilebilecek en büyük zenginlik değil mi?

Unutmayın, Allah’ın biz insanoğluna taktir ettiği ‘İslam’ bizim şerefimiz ve namusumuzdur. Kaybedersek, şerefimizi ve namusumuzu kaybederiz. Aman bu yanlışa düşmeyelim. Bir gün AKP iktidarı da miadını doldurup gidecek ama İslam kıyamete kadar hükmünü sürdürecek. Ne mutlu bütün olumsuzluklara inat İslam üzere hayat sürenlere!..

 

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept