KISSADAN HİSSE!..

by Fahrettin Dağlı

Hz. Peygamber’in Hz. Ali için; “Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır.”dediği rivayet edilir. Bir defa Hz. Peygamberle arkadaşlık etmek büyük bir nimet. Onunla arkadaş olanlar, arkadaşlıkları ve yakınlıkları ölçüsünde Ondan istifade etmişlerdir. Ki Hz. Ali çocuk denilecek bir yaşta Onun mahiyetine girdi ve irtihaline kadar da ondan ayrılmadı. Ayrıca Hz. Peygamber’in soyunun Hz. Ali üzerinden sürüyor olması da herhalde onun için ayrı bir şeref payesidir.

Yine Hz. Ali’ye atfedilen ‘ilim bir noktaydı, onu cahiller çoğalttı’ ifadesini de herhalde şöyle anlamak mümkün; Her hadisenin istinat ettiği bir merkez var. Yani pergelin sivri ucunun saplı bulunduğu nokta aynı zamanda hakikatin de merkezidir. Diğer hakikat kırıntıları ise, tıpkı atom yapısındaki yörünge, elektron, nötron ve protonlar gibidir. Merkezden uzaklaşıldıkça veya onunla irtibat zayıfladıkça hakikatten de o nispette uzaklaşılır. Aynı kültür havzasından nimetlenen Mevlana da hakikat arayışı ile ilgili olarak öyle demiyor mu; ‘Pergelin sabit ayağını hakikatin sabitesine yerleştirip, diğer ayağı ile kainatta gezintiye çıkıp, hakikatin polenlerini toplamak!..’

Evet, bu vesile ile ‘ilmin kapısı’ Hz. Ali’den bugünümüze hikmetler taşıyan ilginç bir kıssa;

Ashabtan Cabir Bin Abdullah bir rüyasında, büyük ineklerin küçük inekleri sağdığını, hastaların sağları ziyaret ettiğini, kuru bir çay kenarında yemyeşil bahçeler bulunduğunu, minberde koca koca putlar durduğunu gördü. Bu, sıradan bir rüyaya benzemiyordu. Bunun önemli bir mesajı olmalıydı. Bu rüyayı yoracak kişi olarak ilk defa Hz. Ali aklına geldi. Hz. Peygamberin “İlim beldesinin kapısı” diye nitelediği Hz. Ali ancak güvenilir bir açıklama getirebilirdi. Bu düşüncelerle rüyasını yorumlatmak üzere Hz. Ali’ye müracaat etti.

Rüyasını tane tane anlattı ve ne anlama geldiğini yormasını rica etti.

Hz. Ali “Yanlış yorumlamaktan Allah’a sığınırım” diyerek söze başladı ve şöyle devam etti.

– “Büyük ineklerin küçük inekleri sağması, yetki ve mevkilerini halkı soymak için kullanan görevlileri (amir ve memurları);

-Hastaların sağları ziyaret etmesi, yoksulların hallerini arz etmek için zenginlerin peşinde koşmasını;

Kuru çay kenarında bulunan yemyeşil bahçeler, uzaktan veya dışarıdan bakıldığında çok büyük sanılan ve öyle ünlenmiş ama aslında içleri kupkuru çölden ibaret olan ilim adamlarını;

Minberde duran koca koca putlar ise, layık olmadığı halde ilmin, dinin ve devletin yüce makamlarına yükselmiş kimseleri ifade eder.”

Hisse sahipleri için bugünümüze dair çok ibretamiz bir kıssa…

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept