Parti / Gurup / Cemaat Mensubiyeti Bizi Adaletten Uzaklaştırmamalı

by Fahrettin Dağlı

Ortadoğu / Müslüman toplumlarda aşiret, parti, gurup ve cemaatlere duyulan bağlılık tabii bir mensubiyetin gerektirdiği sadakati aşan bir asabiyeye dönüşmüş durumda. Bunun olumlu cihetleri (yardımlaşma, dayanışma) olabileceği gibi çok önemli olumsuz yönleri de olabilir. Her şeyden önce adaletten uzaklaştırır.

Gözleri kapalı bir şekilde mazlumun ve zalimin kimliğine, mensubiyetine, aidiyetine bakmadan mazlumdan yana, zalimin karşısında olabilecek kaç kişi çıkabilir? Malum, Hz. Musa’nın ilk günahı kendi aşiretinden birinin tahrikiyle, asabiye damarının kabarması ve bir başka ırka mensup birinin ölümüne sebep olmasıdır. Hz. Musa üzerinden Allah bize bu asabiye anlayışının nasıl bir bireysel ve toplumsal cinayete sebep olabileceğini ihsas ediyor. Ki Allah’ın açık uyarısıyla Hz. Musa da fiilinin yanlış olduğunu fark ederek Rabbine tövbe etmiş ve af dilemiştir.

Hz. Muhammed’in (sav) mevzumuzla ilgili en önemli örnekliği ise Nisa Suresi 105 ila 115. ayetler arasında hikaye edilen bir hırsızlık vakası ile ilgili kıssadır. Daha önce hikayesini çokça naklettiğim için burada sadece vakanın özünü ifade etmekle yetineceğim.

Müslümanlık iddiasındaki bir hırsız yapmış olduğu bir hırsızlığın suçunu komşusu olan bir Yahudinin üstüne atmış ve ihtilaf Hz. Peygamberin hakemliğine gelmiştir. Huzura gelen hırsız ve avanesi Hz. Muhammed’in (sav) kendilerini bir Yahudiye değiştirmeyeceği düşüncesinin verdiği güvene, masum Yahudi ise Hz. Peygamberin müslüman hırsızı koruyacağı ön yargısına sahipti. Hz. Peygamber de bir müslümanın kendisini kandırmayacağına inanarak tarafları dinledi, kanıtları değerlendirdi ve tam hırsız müslüman lehine karar vereceği esnada Allah bu masum Yahudinin hukukunu koruyarak on ayet indirdi ve Kur’an’da Hz. Peygambere yapılan en sert uyarı burada “Hainlerden taraf olma!” ifadesiyle geldi.

Bu kıssada biz insanlara ihtar edilen hakikat şudur: Doğru olan, bir ihtilafın taraflarının inançlarına, mensubiyetlerine bakmadan sadece vaka ile ilgili bilgi, belge, tanık ve zanlı ifadeleri üzerinden bir kanaate, karara varmaktır.

En büyük insani erdem ve adalet, meselelere kimlikler, mensubiyetler üzerinden değil fiil, belge, beyan odaklı bakmak ve bir kanaate ve karara varmaktır.

Ne yazık ki, bugün neredeyse bu ana mihverden tamamen uzaklaştık. Irk, inanç, aşiret, gurup, cemaat, örgüt asabiyemiz o kadar güçlü ki, bile bile suçluya suçsuz, suçsuza suçlu muamelesi yapabiliyoruz. Kendi gurubumuzun, cemaatimizin, kliğimizin, hizbimizin lehine olacak adaletsiz bir söz ve eylemi meşru göstermek için bin dereden su getirerek, hamasete kurban vererek hakikati tersyüz ediyor, hasım olarak gördüklerimize de bile bile hakikati çarpıtarak muamele edebiliyoruz.

Çok basit bir muhakemeyle anlaşılabilecek bir hakikati cahiliye geleneğine kurban verebildiğimiz bu ortamda en azından az çok entelektüel birikimi olanların bu hakikati anlamaları ve seslendirmelerini beyhude bir ümitle bekliyoruz.

İnsanda var olan her türlü asabiye eğilimi ilimle, ahlakla itidale çekilmelidir. Çünkü asabiyeciliğin ilmi ve ahlaki bir temeli yoktur. Irkımızı, anne babamızı, aşiretimizi biz seçmiyoruz. Sonradan katıldığımız oluşumlar ise sadece birer tercihtir. Dışımızdakilerini yok saymayı gerektirmiyor.

Aklımın yettiği günden bu tarafa gördüğüm hakikat şu ki, insanoğlunun yeryüzü kavgasının en temel sebeplerinden birisi bu asabiye tutkusudur. Bir bakıma Hz. Ademin oğullarıyla başlayan kavga halen yeryüzünde değişik formlarla devam ediyor. Muhtemelen onun için Allah kitabında insanın “cahilliğine, zalimliğine” vurgu yapıyor.

Sadece geleceğe, yarına mazeret, şahitlik bırakmak için toplumsal akıbetimizle ilgili olarak hepimizi ilgilendiren bir mevzudaki sessizlik beni geleceğe dair ciddi bir endişeye sevk ediyor. Çünkü bu cahilliğe karşı yeterli bir tepki oluşmazsa korkarım akıbetimiz hayırlı olmayacaktır. Hele hele iman iddiasında bulunanların bu konuda daha büyük bir hassasiyet taşımaları gerektiğini düşünmek, beklemek yersiz bir hassasiyet mi?

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept