Şehit Çocuğuymuş!

by Fahrettin Dağlı

Bu toplumu anlamakta ciddi zorluk çekiyorum. Belki de anlıyorum ama hemcinslerime yakıştıramıyorum.

Arzularına, iştihalarına, şehvetine o kadar yenik düşüp zelil hale geliyor ama yine de o yanlışta, haramda ısrar etmeye devam ediyor. O yanlışlarını da / haramlarını da başka yanlış ve haramlarla örtmeye çalışıyor. Ve bu böyle katlanarak devam ediyor. Günah günaha; haram harama davetiye çıkarıyor. Bu sürecin nihayetinde -Allah muhafaza- aşağıların aşağısına düşüp zelil olmak da vardır.

Son beş, on yıldır bu insani savruluş / erozyon daha hızlı sirayet ediyor. Sirayet etme kabiliyeti siyasi iklimden etkileniyor. Siyasi iktidarın hasıl ettiği bu kaotik, kültürsüz, hukuksuz iklimde olumsuz her şey neşvünema buluyor; destek ve teşvik görüyor.

Bu girizgahı niçin yaptım?

Dün bir polis şefi bir milletvekiline çıkışarak, “seni çiviyle çakarım” demesi üzerine milletvekili de “siz kimsiniz?” diye sual etti. Buna karşılık polis şefi, “Ben şehit çocuğuyum” dedi. Hani derler ya, “özrü kabahatinden büyük”. Karşınızdaki kim olursa olsun; seversiniz, sevmezsiniz; siz bir kamu görevlisisiniz, bir kamu hizmeti görüyorsunuz. Vatandaşa veya vekilin şahsında ona oy veren milyonlarca insana tehdit / hakaret ediyorsunuz. “Bu cesareti nereden alıyorsunuz?” diye sual etmeye gerek var mı? Cevabını hepimiz biliyoruz. Yukarıdan aşağıya doğru seyreden bir politik lisan, üslup…

İkinci önemli husus, bu “şehit edebiyatı”. Ne demek ‘ben şehit oğluyum?’ Şehit oğlu olmak sizi layusel mi kılıyor? Bir de Allah aşkına ‘şehit’ olduğuna dair Allah’tan alınmış beratınız mı var? Bazı kavramların içi boşaltıldı; kimliksizleştirildi. Bunlardan biri de “şehit” kavramı. Malum “şehitlik” Allah’ın haber verdiği metafizik boyutlu bir kavramdır. Kimin şehit olup olmadığını bu dünyada bilme imkânımız yoktur. Sadece umulur. Ki Hz. Peygamber bu mevzuda uyarmıştır. Bir muhabereden sonra sahabe Hz. Peygamberin yanına gelerek bir kişinin nasıl kahramanca dövüşüp şehit düştüğünü ifade edince, Hz. Peygamber onlara, “Hayır, o kişi şehit olmadı. Çünkü o Allah için değil kavmi/ırkı için dövüştü.” Dolayısıyla bizim bunu bilme imkânımız yok.

Hadi farzedelim babası ‘şehit.’ İyi de bundan size ne; bize ne? O paye tamamen onu ilgilendirir. Size bir ayrıcalık kazandırmaz.

Ama o sözü sarfeden zat bunun toplumsal bir karşılığının olduğunu biliyor. Onun kendisine kazandırdığı ayrıcalığın farkında. Yok şehidin; yok âlimin, hacının, hocanın oğluyum, kızıyım. Ne olursunuz olun, babalarınızdan, dedelerinizden, atalarınızdan size miras kalan -eğer kalmışsa- sadece malları ve mülkleridir. Başka hiçbir şey değil…

Bu kültür İslam’ın değil, cahiliyenin kültürüdür. Atalar kültürünün ürünüdür. Bir de bugün tahrif edilmiş din anlayışına sahip milyonlarca insanımızın kültürüdür.

Bunları Okudunuz Mu?

Yorum Bırak

This website uses cookies to improve your experience. Accept