Mardin Belediyesi Kayyumunun devlet erkanına verdiği hediyelerin çetelesi dolaşıyor sosyal medyada…
Bunu görünce iki şeyi hatırlıyorum;
Birincisi, Hz. Peygamber ile görevlendirdiği ‘vergi memuru’ arasında geçen diyalog;
Vergi memuru tahsilat işleminden sonra Medine’ye döner ve toplanan vergileri Hz. Peygambere teslim eder. Allah Resulü vergi memurunun beraberindeki diğer bazı kıymetli eşyayı görünce sorar:
-Bunlar nedir
Cevap: bana verilen hediyeler!..
Soru: Eğer sen vergi memuru olmamış olsaydın, bu insanlar yine de sana bu hediyeleri verir miydi?
Cevap: Hayır!..
Benzer bir olayı kendim bizatihi yaşadım. Müfettiş olarak görev yaparken bir ilin devlet hastanesini denetliyordum. Başhekim ile ilgili olarak ciddi tespitlerim oldu. Bunun anlaşılması üzerine adı geçen ile ilgili olarak gerek yerelde ve gerekse Ankara’dan çok sayıda insan aracı oldu. Hatta ideolojik yargıları çok farklı olmasına rağmen ilin müftüsü bile himmet etmeye çalıştı.
Peki niçin?
O tarihlerde kamu kurumlarının bünyelerinde kurumun ismi ile kurulmuş dernek ve vakıflar (Milli Eğitim Vakfı, Diyanet Vakfı vb.) vardı. İncelemem esnasında, normalinde hastane döner sermayesine girmesi gereken gelir kalemlerinin bir kısmının kurulu derneğe aktarıldığını tespit ettim. Dernek evrak ve belgelerini incelediğimde gördüm ki, başhekim olan zat, gerek yerel bürokratları ve gerekse Ankara’dan gelen misafirleri ilin en lüks lokantalarında ağırlayarak masraflarını da dernek gelirlerinden ödettirmiş. Ve dolayısıyla sözkonusu şahıs hem yerelde ve hem de Ankara’da en muteber şahıslardan birisi haline gelmiş.
Bu çark böyle işliyor. Şimdikiler dernek ve vakıflara bile ihtiyaç duymuyorlar. Direk kamu kurumunun tahsisleri üzerinden yapıyorlar bunu. Çünkü inanıyorlar ki, bir denetime maruz kalmayacaklar; kimse hesap sormayacak. Denetim yaptıracak ve hesap soracak olanlar almış hediyeleri!..
Şimdi iktidar mensuplarına sesleniyorum;
Müslüman idareci olmanın belirtisi Müslüman mahallede cami, Kur’an Kursu, İHL gibi dini kurumlar inşa etmek değildir. Yönettiğiniz toplumun hak ve hukuklarını korumaktır, denetlettirmektir, hesap sormaktır. Kısaca toplumu adil yönetmektir, kul haklarının yenilmesinin ve genel anlamda haramların önüne geçmektir.
Eğer zerre kadar bir samimiyetiniz kalmışsa yapacağınız şey, hemen bugün o söz konusu Kayyumu görevden almak ve hukuk önünde hesap sormaktır. Ve dahi o çetelede isimleri geçen hediye almış olanlar, o hediyelerin kamu gelirleri üzerinden ödendiği konusunda bilgileri varsa hemen bugün görevlerinden azledilmeleri ve kamu haklarının tazmin ettirilmesidir.
Bu rezaleti ve kamburu daha fazla taşıyamazsınız. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını gaspederek yol bulamazsınız.
Siz ne kadar gizlerseniz gizleyin, ne kadar dikkatten kaçırırsanız kaçırın, hakikatin bir gün mutlaka ortaya çıkması gibi bir huyu var. Bundan kaçamazsınız…
Dün demokrasi dedim, bazı arkadaşlar hopladı. Yine diyorum; eğer bu belgeler Avrupa’nın gelişmiş demokrasilerinde ortaya çıkmış olsaydı, adı geçenlerin hepsi o gün ya istifa eder veya görevden el çektirilirdi. Ve herkes istisnasız olarak mahkeme huzuruna çıkarılırdı. Şeffaflık ve hukuk devleti anlayışı bunu gerektirir.